İki annenin kurduğu 'emzirmereformu' adlı site kısa sürede 700 kadını harekete geçirdi. 'Emzirme Reformu Manifestosu' hazırlayan anneler, doğum izninin 16'dan 24 haftaya çıkarılmasını da istiyor
İstanbul'da iki annenin başlattığı "emzirme reformu" çalışması, kısa sürede birbirini tanımayan 700 kadını harekete geçirip "Emzirme Reformu Manifestosu"na dönüştü. Kurdukları www.emzirmereformu.com adlı site aracılığıyla haberleşen anneler, emziren kadınların günde 7.5 saatten fazla çalıştırılmamasını istiyor. Onlar, kısa süre öncesine kadar Türkiye'nin önde gelen şirketlerinde etkin pozisyonlarda çalışan, ancak doğum sonrası kariyerlerine veda etmek zorunda kalmış iyi eğitimli genç anneler. Çoğu, henüz 30'lu yaşlarının başında. İşyerlerinin yeni doğum yapmış annelere uygun hale getirilmesini sağlayıp, anne sütü ve emzirmenin önemine dikkat çekmek için 4 ay önce sanal ortamda bir araya geldi. Bu annelerin en büyük hedefleri, Sağlık Bakanlığı'nın "ilk 6 ay sadece anne sütü" görüşünü uygulanabilir hale getirmek. Bunun için doğum izninin 16'dan 24 haftaya çıkarılması, süt izninin işyerlerinde gereği gibi kullanılması, emziren kadının 7.5 saatten fazla çalıştırılmaması için kamuoyu yaratmaya çalışıyorlar. Tüm taleplerini, kendi yazdıkları "Emzirme Reformu Manifestosu" ile dile getiriyorlar. Manifestoda, aile çevresinden anneye yapılan "sütün yetmiyor" baskılarının kalkması, emzirme hakkında bilgilendirme ve destek projeleri yaratılması gibi konulara da dikkat çekiyorlar.
ANNELERE ULAŞTI
Hareketin fikri, iki çocuk annesi 34 yaşındaki Elif Doğan'ın çabalarıyla ortaya çıktı. ABD'de işletme eğitimi alıp 10 yıl çalışan Doğan, ikinci çocuğunun doğumuyla Türkiye'ye kesin dönüş yaptı. Çalışan annelerin iş hayatındaki sıkıntılarını bizzat yaşayan Doğan, bu alanda bir reforma ihtiyaç olduğunu düşündü. İnternet üzerinden yeni doğum yapmış kadınlara ulaşarak çözüm yolları aramaya başladı. Emzirme reformunu, ulaştığı annelerden Simge Alhan'ın desteğiyle başlatan Doğan, sayılarının kısa sürede arttığını vurgulayarak şunları söyledi: "Meğer sıkıntı yaşayan ne çok kadın varmış. En temel isteğimiz, işyeri koşullarının çalışan anneye uygun hale getirilmesi." Henüz 4.5 aylık bir oğlu olan medya ve halkla ilişkiler uzmanı Tuğçe Erdemli Fişek de hareketin öncülerinden. İş hayatına dönmek istediğini söylese de, "Tabii koşulları uygun bir işyeri bulursam" diye de şart koşuyor. Reformun gerekliliğine vurgu yapan Fişek, "İlk 6 ay sadece anne sütü yaklaşımının uygulanmasında ve annelerin bebeklerini istedikleri gibi emzirmeleri konusunda gerek iş hayatında, gerekse toplumsal hayatta sorunlar yaşanıyor. Mesela isteyen anne, parkta, sokakta ya da alışveriş merkezinde bebeğini emzirebilmeli. Ortalıkta emzirdiği için ayıp, yasak ya da kötü bir şey yapıyormuş izlenimi verilmemeli" diyor.
İş ve gündelik hayatta yaşanan sorunlar ve atılması gereken adımların yazıldığı manifestonun birkaç maddesi şöyle:
Çalışan anneler süt iznini gereği gibi kullanabilmeli.
Sağlık Bakanlığı'nın "ilk 6 ay sadece anne sütü" politikasıyla Çalışma Bakanlığı'nın çalışan annelere sağladığı 4 aylık doğum izni birbiriyle çelişmekte. Birçok anne bebeği henüz iki- iki buçuk aylıkken çalışmaya dönmek durumunda kalmakta ve işyerinde sütünü gereği gibi sağamadığı için sütü azalarak kesilmektedir. Çalışma Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı'nın "ilk 6 ay sadece anne sütü" uygulamasını destekler hale getirmeli.
Doğum sonrası ücretsiz izin en az iki seneye çıkarılmalı ve özel sektör çalışanları da kamu çalışanları gibi rahatlıkla ücretsiz izin kullanabilmelidir.
Emziren anneler, günde 7.5 saatten fazla çalıştırılmamalıdır. Bu, kanun gereği böyledir.
Hiçbir çalışan anneye çocuğunu emzirdiği ve süt izni kullandığı için işyerinde "mobbing" uygulanmamalıdır.
Çalışan bir annenin süt iznini kullanıyor olması, performansının düşük olduğu anlamına getirilmemeli. İşyerinde sütünü sağması gereken annenin ihtiyaçları (oda, buzdolabı ve benzeri) karşılanmalı ve mahremiyetine saygı gösterilmeli.
KUR'AN-I KERİM NE DİYOR?
Kur'an-ı Kerim “Biz insana, anne ve babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Annesi onu -karnında 6-9 ay- zahmetle taşıdı ve onu zahmetle doğurdu. Onun -ana karnında- taşınması ile sütten kesilmesi otuz aydır.”[1]
“Biz insana, anne ve babasını(n hakkını gözetmeyi) tavsiye ettik. Annesi onu, kat kat güçlükle -ve zahmetlerle karnında- taşıdı. Onun –sütten- ayrılması da iki yıl içinde -olmuş-tur.”[2]
Bu iki ayetten bir bebeğin gebelik surecinin 30 aydan düşülerek geriye kalan sürede su dışında sadece anne sütüyle beslenmesi gerektiğini anlıyoruz. Başkaları aksini söylese bile önemli değildir. Çünkü bu Allah c.c.'nin tavsiyesi -belki de emri-dir. “Gebeliğin en az müddeti altı aydır ve sütten kesilme iki yıldır. Böylece ayette geçtiği üzere, hepsi 30 aydır. Eğer hamilelik dokuz ay olursa, emzirme süresi 21 ay kadardır. Anne sütü, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlarına göre ilâhî bir mucize olarak, aylara göre, tek başına gıda, vitamin ve ecza deposudur. Hem de helal yiyeceklerden oluşan sütler mânevî güçlülük ve güven duygusu verir. İlk süt de ilk aşı gibidir.”[3] Günümüzde bazı anneler kendi sütlerinin çoğalması için ‘helâl ve temiz' dolayısıyla süt yapıcı/artırıcı[4] tabiî gıdalarla beslenmek yerine, çocuklarına ‘anne sütü kadar değerli' palavrasıyla satılan sağlıksız ve zararlı mamaları yedirmeleri olsa olsa merhamet yoksunluğunun işaretidir.
2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.
Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.
Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.
Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı
Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.
Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.
Yorum Yap
Yorumlar