Bu belgesel ortalığı karıştırdı

Amerikan yiyecek sektörünü eleştiren belgesel ortalığı karıştırdı. Belgesel, soframıza gelen gıdalarla ilgili gerçekleri ortaya koyuyor.

Bu belgesel ortalığı karıştırdı

Voice Of America (VOA) sitesinde de geniş yer alan belgeselle ilgili haberde çapıcı detaylar yer alıyor. Belgesel, soframıza gelen gıdalarla ilgili gerçekleri ortaya koyuyor.

Belgeselde "İzledikten sonra yediklerinize asla eskisi gibi bakamayacaksınız" deniliyor.  

Amerika'da yeni gösterime giren bir belgesel, yiyecek sektörünü ağır şekilde eleştiriyor. Filmin yönetmeni Robert Kenner, kartel olarak nitelendirdiği yiyecek sanayiini, hayvanlara kötü muamele etmek ve insan sağlığına zararlı ürünler satmakla suçluyor.

DEV ŞİRKETLERİN ZEHİRLERİ

Kenner'a göre, suni gübre ve haşere öldürücüler kullanan bu şirketler genetik kodları bozulmuş, hormonlu ürünler üretiyor.  

Robert Kenner'in Food Inc. belgeselinde konuşan araştırmacı gazeteci-yazar Eric Schlosser, Amerikan yiyecek sektöründe ürünlerin yüzde 80'inin aynı şirketler tarafından üretildiğini belirtiyor ve bu şirketleri, aşırı makineleşmiş karteller olarak niteliyor. Schlosser şöyle konuşuyor: “Filmde mısırla beslenerek gereğinden fazla şişmanlatılan büyük baş hayvanlar gösteriliyor. Oysa bu hayvanlar gıda olarak mısır yemeye müsait değil. Kümes hayvanlarında da kimyasal ilaçlarla zenginleştirilen yemler kullanılıyor. Böylece piyasaya daha büyük tavuklar sürülebiliyor. Büyükbaş hayvanların üst üste tutulduğu bu ahırlarsa, kolibakterisinin üremesine yolaçacak kadar kirli.

"GERÇEKLE İLGİSİ YOK" DEDİLER

Amerikan Et Enstitüsü Halkla İlişkilerden sorumlu Başkan Yardımcısı  Janet Riley ise, şirketlerin sağlık kurallarına uyduklarını, temiz tesislerde, sterilize ekipmanlar kullandıklarını öne sürüyor. Riley, “Filmde yiyecek sektörü karikatürize edilmiş. Gerçekle hiçbir ilgisi yok. Amaçları, birkaç alışılmamış olaya ve yaşananlara bakarak bütün sektörü karalamak,” diye konuşuyor. Riley'e göre et üreticileri, büyüyen nüfusa yetecek oranda ucuz ve güvenli yiyecek üretiyor.

Yiyecek güvenliği konusunda faaliyet gösteren bir sivil toplum örgütünün yöneticisi olan Caroline Smith DeWaal bir noktaya kadar bu görüşe katılıyor. Ancak Dewall, yerel çiftçiler tarafından yetiştirilen gıdaların nasıl yetiştirildiğini bildiklerini, ayrıca bu gıdaların daha taze, temiz ve lezzetli olduğunu söylüyor. Maryland'daki Calvert ilçesinde çiftçilik yapan James Born mallarını çevre illerdeki yerel pazarlarda satıyor.

TÜKETİCİLER YEDİKLERİNİN NEREDEN GELDİĞİNİ BİLMELİ

Ancak yerel çiftliklerde üretilen bu ürünler daha pahalıya mal oluyor. Bu nedenle de daha uzak yerlerde ticari olarak üretim yapan büyük çiftliklerin ürünlerinden pahalıya satılıyor. Peki bu ürünleri alan tüketicilerin kârı ne? Janet Riley'e göre müşterilerin küçük çiftliklerde üretilen ürünleri daha çok seviyor. Ancak gerçekten parasının karşılığını almak isteyen ya da dar gelirli  tüketicilerin de seçenekleri olması gerekir. Caroline DeWall'a göreyse tüketiciler, yedikleri yiyeceklerin nereden geldiğini bilme hakkına sahip. DeWall, “Bir çiftlikte yetişen ancak sonra fabrikada üretilen yiyecekleri piyasada satamazsınız. Ürününüz hakkında doğru bilgiyi vermelisiniz,” diyor.

BÜYÜK TARTIŞMA

Robert Kenner'ın filmi Food Inc.'te de anlatılmak istenen bu. Film, Amerika'da satılan yiyeceklerin ne kadar güvenli olduğu konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. (Hürriyet)

Yorum Yap

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı!
CHP'den eksik ama doğru tohum hamlesi

CHP'den eksik ama doğru tohum hamlesi

2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.

Bayer insanlığı kanser yaptığını kabul etti

Bayer insanlığı kanser yaptığını kabul etti

Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.

GDO'lu tohum yok cümleleri yalanmış, işte gerçekler

GDO'lu tohum yok cümleleri yalanmış, işte gerçekler

Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.

Meyve ve sebzelerdeki büyüme hormonuna dikkat

Meyve ve sebzelerdeki büyüme hormonuna dikkat

Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.

Şeker ve şekerli içecekler kanser riskini artırıyor

Şeker ve şekerli içecekler kanser riskini artırıyor

Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.

Gerçekler er geç ortaya çıkar: İşte ilginç bir araştırma

Gerçekler er geç ortaya çıkar: İşte ilginç bir araştırma

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı

'Aflatoksin içermeyen süt bulamadım'

'Aflatoksin içermeyen süt bulamadım'

Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.

Yerli sığır ırklarımız ve sağlıklı süt

Yerli sığır ırklarımız ve sağlıklı süt

Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.

Gıda Hareketi bir kez daha haklı çıktı

Gıda Hareketi bir kez daha haklı çıktı

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.