Dünya Ticaret Örgütü (WTO / DTÖ) ABD'nin dünyaca ünlü gıda devi Cargill şirketi’nin fikriydi. DTÖ’nin kuruluş amacı ise özellikle özel küresel ölçekli tarım firmalarının dünya çapında menfaatlerini geliştirmekti.
DTÖ, milletler hukukunun üstünde ve kapalı kapılar ardında hiçbir kamu kurumuna hesap vermeyen küresel bir oluşum olarak tasarlanmıştı. DTÖ, kendi koyduğu kulaları ihlal eden üye ülkelere ağır mali cezalar ve yaptırımlar uygulayabiliyor. DTÖ, özellikle GDO'lu ürünlerin ülkelere dayatılması için kullanılan en iyi silah...
Bu örgütün planlayıcısı olarak bilinen ve Türkiye'de de yoğun faaliyetleri olan ünlü GDO'lu tohum üreticisi Cargill, Türkiye'de GDO'lu mısır tarımı yapmak için arazı arayınşında.
Taraf'ın haberine göre Cargill Türkiye Murahhas Azası Mustafa Sayınataç, büyük ölçekli mısır tarımı yapmak için Türkiye'de arazi arayışına girdiklerine belirterek, "20 bin dönümlük arazı arayışı içindeyiz. Ancak Türkiye'de bu büyüklükte arazi bulmak çok zor. Bu nedenle 5000 bin dönümlük araziye mısır tarımı yapacağız. Türkiye'de arazi bütünlüğünde sorun yaşıyoruz" diyor.
Kriz idaresinde başarılı olduklarını ve yurtiçi üretimden satışlar ile ticaret faaliyetleri konsolide edildikten sonra 750 milyon dolar ciroya ulaştıklarını açıklayan Sayınataç, ciro artışında 2008'in ikinci yarıyılından itibaren Türkiye'yi etkilemeye başlayan krizde iç piyasadaki talebin de etkili olduğuna dikkat çekti.
Cargill Türkiye Tarımsal Ürünler İş Ünitesi'nin Türkiye pazarının ihtiyaç duyduğu ürünlerde bu yıl 250 milyon dolarlık pazar oluşturduğunu, ayrıca, Global Cargill'in dünyadaki faaliyet alanlarının da bu yıl Türkiye'ye yansımalarının devamını gördüklerini vurgulayan Sayınataç, pamukta, don yağında, mısır özü yağında, petrolde ve demir çelikte 375 milyon dolarlık ticaret hacmine ulaştıklarını da kaydetti.
GAP'ta arazi arayışına girdik
Sayınataç, Türkiye'de genel ekonomik göstergelerin ve gıda ve içecek sektörünün son aylarla birlikte yükselen grafik çizdiğine işaret ederek, şirket olarak krizden az etkilendiklerini söyledi.
Türkiye'deki siyasi gelişmelerin yatırım kararlarını etkilemediğini ifade eden Sayınataç, uzun
"Global şirketler yatırım yapacakları coğrafyaya uzun vadeli bakıyor. Diğer ülkelerde de siyasi sorunlar var. Uzun vadeli baktığımız için Türkiye'deki faaliyetlerimize devam ediyoruz" dedi.
Türkiye'de tarımın gelişmesinin önemine dikkat çeken Sayınataç, 20 bin dönüm araziye mısır tarımı yapmak istediklerini ancak arazi bulmakta sıkıntı yaşadıklarını söyledi ve ekledi:
"20 bin dönümlük arazi bulmak çok zor. Bu nedenle 5000 dönüme mısır tarımı yapacağız. Doğu illerinde ve GAP bölgesinde arazi arayışına girdik. Ancak buradaki yapılanma sağlıklı değil. Arazi sahipleri günlük 100 dolar kira istiyorlar. Bu bölgede arazi bulamadık” dedi.
GDO'cular tedirgin!
Anayasa Mahkemesi'nin 5179 Sayılı Gıda Kanun'un bazı maddelerini iptal etmesi ve iptal gerekçesi olarak GDO'lu ürünlerin kanser, hipertansiyon, osteoporoz, dolaşım ve sindirim bozuklukları hastalığına neden olduğunu belirtmesi, Gıda Güvenliği Hareketi ve benzeri örgütlerin GDO karşıtı çalışmaları, önceki gün TBMM'ye 21 milletvekili tarafından “GDO araştırma önergesi” gibi çalışmaların GDO'cuları tedirgin ettiği öğrenildi.
Kulislerde Ulusal Gıda Biyo Güvenlik Yasa Tasarı'sının yasalaştırılamaması ihtimalini tohum şirketlerini tedirgin ettiği bu nedenle de taraflara karşı birebir markaj çalışmalarına giriştikleri konuşuluyor.
CHP, ‘Cargill yasası' olarak adandırılan kanunu mahkemeye götürmüştü
Kamuoyunda ‘Cargill'i kurtarma yasası' olarak bilinen, tarım alanlarına kurulan sanayi tesislerine bedeli karşılığında af getiren yasanın iptalini istedi.
Yasanın yürürlüğünün durdurulması talebini de içeren başvuruyu Yüksek Mahkeme'ye CHP'liler Anayasa Mahkemesi'ne sunmuşlardı.
Bu yasayla Bursa'nın Osmangazi ilçesinde yabancı bir şirketin hukuksuzca inşa ettiği üretim tesislerine yasal statü kazandırılmaya çalışıldığını savunan ve söz konusu şirketin yatırımının iptali ve yürütmesinin durdurulması için Danıştay'ın ve Bölge İdare Mahkemesi'nin kararları bulunduğunu belirten Onur Öymen “Bu kararlara uymak yerine hükümet her defasında bu kararları geçersiz kılmak için bir yasa çıkarmak yoluna gidiyor. Yani hukukun üstünlüğünü hiçe sayarak yasa yoluyla mahkeme kararlarını geçersiz kılmaya çalışıyor. Buna karşın söz konusu yasaları Anayasa Mahkemesine getirmiş bulunuyoruz” demişti.
2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.
Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.
Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.
Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı
Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.
Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.
Yorum Yap
Yorumlar