Domates üreticileri, yerli domates tohumu ‘Yerlikaya’dan olumlu netice aldı. Çumra Domates Üreticileri Kooperatifi, çiftçiyi İsrail tohumundan kurtarmayı amaçlıyor
DOMATESTE YENİ TAT
YERLİ TOHUM TERCİHİ
Çumra'da özellikle sırık domates ekiminde kullanılan tohumların yüzde 90'nın İsrail'den geldiğini özelikle vurgulayan Keklik, “Yerlikaya domatesinin ekimine gereken önemi vermemiz halinde Çumra'da ekilecek olan domatesin yüzde 50'sini Yerlikaya tohumu oluşturacak. Bizim en büyük hedefimiz ve arzumuz; kendi yerli domates tohumumuz varken İsrail tohumun ekmemek” diye konuştu.
UMUTLARIMIZ YÜKSEK
Domates ekiminin Çumra'ya ekonomik olarak büyük katkısının olduğuna da vurgu yapan Keklik, “Geçen yıl 2 Milyon TL tutarında ciro yaptık. Bu yıl yeni ürünler ile daha yüksek ciro bekliyoruz. Ancak kışın çok zayıf geçmesi, yazın ise yağmurların sürekli olarak yağması ürünler üzerinde bir takım sorunlar oluşturdu. Bu yüzden rekolte düşük olabilir ama fiyat konusunda ciddi bir beklentimiz var” şeklinde konuştu.
YERLİ TOHUM UMUT
Çumra Domates Üreticileri Kooperatifi Başkanı Bayram Keklik, bu yıl ilk kez deneme ürünü yaptıkları Yerlikaya cinsi domatesten kendilerini umutlandırdığını söyledi
Çumra Domates Üreticileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Bayram Keklik, ilçede gerçekleştirilen domates ekiminin yanı sıra domates üreticilerinin yaşadıkları sorunlar ve kooperatif olarak çalışmalarını değerlendirdi. Domates üretimi yönünden Çumra'da bu yıl önemli değişikliklerin yaşandığına dikkat çeken Keklik, bu yıl ilk kez deneme ürünü yaptıkları Yerlikaya cinsi domatesten beklediklerinden çok verim almalarının Çumralı domates üreticilerini umutlandırdığını söyledi. Keklik, “Bu yıl yeni deneme ürünü yaptığımız ve Yerlikaya adı verilen bir domates cinsi var. Denemek için ilk olarak ektiğimiz 3 bin 600 adet domates fidesinden şu ana kadar harika bir sonuç aldık. Domates üreticileri olarak piyasaya süreceğimiz domateslerde aradığımız dört önemli özellik var, birincisi lezzeti ve sağlıklı olması, ikincisi sertliği, üçüncüsü kırmızılığı, dördüncüsü ise raf ömrünün uzun olması. Yerlikaya domatesinde şu ana kadar bu dört özellikten yana en küçük sıkıntı görmedik. Buda bizim beklentilerimizi boşa çıkarmadı” dedi.
Çumra'da özellikle sırık domates ekiminde kullanılan tohumların yüzde 90'nı İsrail'den geldiği ne dikkat çeken Keklik, “Bu yıl deneme olarak yaptığımız Yerlikaya domatesinin kalitesi ve rekoltesi bölgede ki çiftçileri umutlandırdı. Önümüzdeki yıl Yerlikaya domatesinin ekimine gereken önemi vermemiz halinde Çumra'da ekilecek olan domatesin yüzde 50'sini Yerlikaya tohumu oluşturacak. Buda İsrail tohumunun yüzde 50 oranında daha az gelmesi demek. İleriki yıllarda Yerlikaya domates ekiminin daha geniş alanda ekilmesi ile İsrail tohumunun kullanılması azalacak. Bizim en büyük hedefimiz ve arzumuz İsrail tohumunu ilk olarak ilçemize daha sonra Türkiye'ye sokmamak. Kendi yerli domates tohumumuz varken İsrail tohumun ekmek istemiyoruz” diye konuştu.
Kooperatif olarak yaptıkları çalışmaları da değerlendiren Keklik, “Bu yıl 300 dönüm domates ektik. Ancak kışın olmaması, yazın aşırı derecede sıcak geçmesi ve yaz aylarında yağışların yüksek olması domateste olduğu gibi birçok üründe kalite ve rekolte kaybına neden oldu. Bu durum domates üreten çiftçiyi zor durumda bıraktı. Ancak gerek kooperatif olarak bizler gerek çiftçilerin kendileri yaptığımız çalışmalar ile üründeki sorunları gidermek için büyük çaba harcadık. İnşallah bunun faydasını da göreceğiz” dedi.
Geçen yıl dekar başına 8 ile 9 ton arası olan üretim miktarının bu yıl 4 ile 5 ton arasına kadar düştüğünü de dile getiren Keklik, “ Bu konu ile ilgili kooperatif olarak mücadelemizi sürdürüyoruz. Domates fiyatının Ramazan ayı içerisinde 1 TL'nin üzerine çıkmasını bekliyoruz. Diğer illerde domates konusunda ciddi bir sıkıntı yaşandı. Çanakkale, Bursa gibi domatesin yoğun ekildiği yerlerde domates üretimi büyük oranda düştü. Bizde diktiğimiz ürünleri korumaya çalışıyoruz. Çumra'da domates ekiminin ekonomik olarak katkısı tartışılmaz. Geçen yıl sadece kooperatif olarak bizim yaptığımız ciro 2 Milyon TL tutarında özel komisyoncuların yaptığı ciro hariç. Bu yıl daha farklı bir ciro bekliyoruz. Piyasa bizi umutlandırıyor. Rekolte düşük olacak ama fiyat konusunda ciddi bir beklentimiz var” şeklinde konuştu. (Merhaba)
2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.
Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.
Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.
Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı
Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.
Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.
Yorum Yap
Yorumlar