İnsna vücüdu bir depo mu yoksa bir çüplük mü? İnsanı zehirlemekten kim ne kazanıyor? Şimdi sıra da ne var? Bütün bu kirli çarkın dişlileri kimin için dönüyor? Tarımda şimdi sırada ne var?
BİA / Şahin ARTAN
Pestisit moleküllerinin nano karbon kapsülleri içine sarılması ve insan sağlığı açısından "bir adım daha atılması" mı? "Çukurova'daki kanser vakaları"na karşı, mesela "nano teknoloji"? Bir önceki hastalığın tedavisi olarak?
19 Ekim 2004'de Agence France-Presse tarafından Cenevre'den geçilen haberde, 13 Avrupa ülkesi çevre bakanının kanlarında "kimyasal kokteyli"ne rastlandığı açıklanıyordu. Bakanlara WWF (World Wildlife Fund) tarafından yaptırılan kan tahlillerinde saptanan 55 çeşit kimyasal maddenin kaynağı, mobilyalarda kullanılan yanma geciktiricilerden teflon tavalara, yağ geçirmez piza paketlerinden pestisitlere kadar uzanıyordu.
Bu tarihten bir yıl kadar önce de Avrupa Çevre Komisyonu'ndan Margot Wallström, insan vücudunda biriken kimyasal maddeler sorununun yaşamsallığını vurgulamak için kan testi yaptırmış ve vücudunda, listedeki 77 adet insan yapımı kimyasal maddeden 28'ine rastlanmıştı. Wallström'ün kanında bulunan maddeler arasında, 1950'lerle 70'ler arasında tarımda yoğun biçimde kullanıldıktan sonra yasaklanan DDT de dahil(1), çeşitli OrganoKlorin pestisitler de vardı.
25 Ağustos 2004 tarihli bir Associated Press haberinde ise bütün bir Kuzey Amerika kıtasının "damarları"nda kimyasal kokteyl dolaştığı bildiriliyordu. Habere göre Amerika Birleşik Devletleri'ndeki (ABD) her üç gölden birinde (tüm göllerin yüzde 35'i) ve her dört nehirden birinde (tüm nehirlerin yüzde 24'ü), bu sularda tutulan balıkların yenilmesini tehlikeli kılacak kadar zehir vardı. Amerikan Çevre Koruma Örgütü (EPA) tarafından yayınlanan raporda, sularda cıvadan pestisitlere, arsenik, bakır ve kurşun gibi ağır metallerden PCB'lere kadar farklı maddelerden kaynaklanan kirlenme saptanmıştı.
15 Ağustos 2004 tarihli Guardian haberine göre ise, bilimadamları, 20 yıldan kısa bir süre içinde Batı'da beyin hastalıklarında (Alzheimer ve Parkison dahil) büyük artış görüldüğünü belirlemişlerdi. İngiltere ve Galler'de 1970'lerde yılda ortalama 3 bin ölüme neden olan bu hastalıklar, 1990'ların sonuna gelindiğinde artık yılda ortalama 10 bin ölüme neden olmaya başlamıştı. Public Health'de yayınlanan rapora göre, hastalıkların nedenleri yüksek pestisit kullanımından endüstriyel atıklara, çöplerden egzost dumanına kadar uzanıyordu. Raporda imzası bulunan araştırmacılardan profesör
2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.
Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.
Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.
Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı
Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.
Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.
Yorum Yap
Yorumlar