Rusya basınına açıklamada bulunan politolog Sergey Markelov önemli iddialarda bulundu. Markelov gribin CIA'ın Meksika ormanlarındaki laboratuarlarında geliştirildiğini ve krize karşı kullanıldığını iddia etti.
Domuz gribi ile ilgili ilginç değerlendirmeler ve bilimsel çalışmalar dünyanın farklı bölgelerinde sürdürülürken, virüs binlerce insanı etkisi altına aldı ve bulaştığı insanları da öldürmeye devam ediyor.
Rusya basınına açıklamada bulunan politolog Sergey Markelov önemli iddialarda bulundu. Rus uzmana göre hızla yayılmaya devam eden domuz gribi, biyolojik savaşın bir parçası.
Meksika'da ve Latin Amerika'da bulunan gizli laboratuarlarda virüsün geliştirildiği iddia eden uzman, "Virüsün küresel olarak yayılmasının önünde iki alternatif var. Birincisi tabi yollardan mutasyon. İnsan müdahale etmeden virüs değişebilir. İkinci yöntem ise dış müdahalede bulunarak virüsün mutasyonudur. Bu da gizli laboratuarlarda yapılıyor." dedi.
Bir doktor ve politolog olarak konuştuğunu kaydeden Markelov, "Ben domuz gribinin bu şekilde gizli çalışan laboratuarlardan bir sızıntı olarak görüyorum. Gizli laboratuarlarda öldürücü domuz gribi üzerine çalışılıyor. Şimdi bu gizleniyor. Biyolojik silahlar sürekli olarak geliştiriliyor. Kuş gribinin de ilk kez Çin'de ortaya çıkmasını düşünmek gerekiyor." ifadelerini kullandı.
CIA'in gizli denemelerinin yoğun olduğu Meksika'da gizli laboratuarların olabileceğini kaydeden Rus uzman şu şekilde konuştu: "Ben o bölgede doktor olarak bulundum. Ormanların derinliklerinde yüzlerce laboratuar vardı. Şimdi onların bir kısmı otel olarak kullanılıyor. Böyle bir otelde de kaldım. Bölgede bulunan laboratuarlara baktığınızda dışarıdan odundan bir baraka gibi görünüyor. Ancak içerisi son derece teknolojik donatılmış."
Vahşi hayvanlar ve diğer zararlılara karşı bu laboratuarların son derece korunaklı olduğunu ifade eden Rus uzman, 4-5 metre yükseklikteki binaların ormana uyumlu olduğunu ve her birinde 40-50 kadar bilim adamının çalıştığını iddia etti.
Rus uzman ekonomik krizin etkisini azaltmak için geliştirilen enformasyon savaşının da bir parçası olabileceğine dikkat çekerek, "Şimdi dünya iki konu konuşuyor; ekonomik kriz ve domuz gribi." tespitinde bulundu.
2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.
Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.
Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.
Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı
Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.
Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.
Yorum Yap
Yorumlar