Sağlık Bakanlığı, domuz gribi (H1N1) pandemisi dolayısıyla piyasada kullanımı artan antibakteriyel el temizleme jeli, sıvısı, köpüğü gibi ürünlerin ambalaj ve tanıtım materyallerinde, tüketicinin yanıltıldığı ve halk sağlığını tehdit edici durumların oluşturabileceğini belirtti.
Bu ürünlerin, çocuklardan uzak tutulması, kullanılması gerekiyorsa ebeveyn kontrolünde kullanılması, gözle temas ettirilmemesi, yanıcı, parlayıcı olduğuna ilişkin uyarıların ambalaj üzerinde belirtilmesi istendi.
Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, yürürlükteki 5324 sayılı Kozmetik Kanunu'nun yayım tarihi olan 30 Mart 2005'ten bu yana, kozmetik ürünlerin piyasaya arzından önce Sağlık Bakanlığına bildirimde bulunulmasının zorunlu olduğu ve bildirimlerin, ürünün, piyasada kontrol edilmek üzere bakanlık kayıtlarına geçtiği anlamına gelen ''Bildirim Kabul Belgesi'' düzenlenerek kayıt altına alındığı hatırlatıldı.
Belgenin düzenlenmiş olmasıyla üreticinin, ''mevzuata uygun özellik ve kalitede ürettiği ürünleri piyasaya arz etme konusunda sorumluluk almış olduğu'' ifade edilen açıklamada, mevzuata uygun olmayan durumlarda bakanlığın müdahil olduğu belirtildi.
Açıklamada, Kozmetik Kanunu'nda yer alan kozmetik ürün tanımının, ''İnsan vücudunun epiderma, tırnaklar, kıllar, saçlar, dudaklar ve dış genital organlar gibi değişik dış kısımlarına, dişlere ve ağız mukozasına uygulanmak üzere hazırlanmış, tek veya temel amacı bu kısımları temizlemek, koku vermek, görünümünü değiştirmek ve/veya vücut kokularını düzeltmek ve/veya korumak veya iyi bir durumda tutmak olan bütün preparatlar veya maddeler'' şeklinde yapıldığı anımsatıldı.
Açıklamada, şöyle denildi:
''Yaşanmakta olan H1N1 pandemisi dolayısıyla piyasada kullanımı artan antibakteriyel el temizleme jeli, sıvısı, köpüğü gibi ürünlerin, bakanlığa Kozmetik Kanunu doğrultusunda bildirimlerinin yapılmasına rağmen, ambalaj ve tanıtım materyallerinde, H1N1, Hepatit, H1N5, AIDS ve benzeri türünden enfeksiyon hastalıklarına karşı etkili, antimikotik, virüs, küf, mantar gibi mikroorganizmalara karşı etkili bakterisid, antiviral, domuz gribine karşı ve benzeri türünden kozmetik ürünlerin ilgili mevzuatta yer aldığı şekliyle sınırlı tanımı ve kapsamı dışındaki ibarelerin kullanılması yoluyla tüketicinin yanıltıldığı ve halk sağlığını tehdit edici durumların oluştuğu tespit edilmiştir.''
FİRMALAR HAKKINDA İDARİ İŞLEM
Açıklamada, 5324 sayılı Kanun doğrultusunda yapılan piyasa kontrollerinde mevzuata aykırılığı tespit edilen kozmetik firmaları hakkında idari işlem başlatıldığına işaret edildi.
Belirtilen tanıtım bilgilerini içeren ve dezenfektan veya antiseptik amaçlı olarak piyasaya arz edilmek istenen ürünler için, İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü İlaç Ruhsatlandırma Daire Başkanlığına ''Ara Ürün İzin Belgesi'' almak üzere başvuruda bulunulması gerektiği kaydedildi. Açıklamada, antibakteriyel amaçlı olarak piyasaya arz edilen kozmetik tanımına uygun ürünlerin, çocuklardan uzak tutulması, kullanılması gerekiyorsa ebeveyn kontrolünde kullanılması, gözle temas ettirilmemesi, yanıcı, parlayıcı olduğuna ilişkin uyarıların ambalaj üzerinde belirtilmesi istendi.
Kişisel temizlik için ellerin öncelikle su ve sabun ile yıkanması, susuz kullanılan ürünlerin ise su bulunmayan ortamlarda tercih edilmesinin önemli olduğu vurgulanan açıklamada, ''Antibakteriyel ürünlerin gereksiz yere kullanımında direnç gelişebileceğinin ve bakteri kaynaklı hastalıkların yaygınlaşabileceğinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir'' denildi (aa)
2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.
Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.
Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.
Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı
Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.
Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.
Yorum Yap
Yorumlar