Türkiye'nin çıkardığı GDO yönetmeliği Türkiye'nin en önemli gündem maddesi haline geldi. GDO ile ilgili ABD'li senatörün söyledikleri ise Türkiye'nin kendi toprakları üzerindeki egemenliğini adeta hiçe saydığını gösteriyor!
GENETİĞİ Değiştirilmiş Organizmalı (GDO'lu) gıda tartışması giderek büyüyor, kafalar iyice karışıyor. Yönetmeliğe karşı bilim adamları, ziraat mühendisleri ve tüketici dernekleri, “Frankenştayn ürün ithalatının kapısı açıldı. İnsan ve hayvan sağlığına zararlı yüzlerce üründe, ithal edilen GDO'lu nişasta bazlı (mısırdan yapılan) şeker kullanılıyor. Çikolatadan bisküviye glikozdan turşuya gıda üretimi GDO'lu ürünlere bağlı” diyor.
Fetva tartışması oldu
Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehdi Eker, çıkardıkları yönetmeliğin GDO'lu gıda girişini daha da zorlaştırdığını, riskli ürünler için yeni analizleri zorunlu hale getirdiğini, bu ürünlerin, gelse bile 91 kişilik komiteden onay alamayacağını bildirdi. GDO'lu ürün tartışması Diyanet bütçesinin görüşüldüğü Meclis komisyonuna da taşındı. Devlet Bakanı Faruk Çelik, “Birçok ülke din açısından GDO'lu ürüne karşı çıkıyor. Siz de Diyanet'ten, ulemadan görüş alacak mısınız” sorusuna karşılık, Din İşleri Yüksek Kurulu'na sorulabileceğini söyledi.
Tarım Bakanlığı'nın yayınladığı yönetmelik, sadece Türkiye'de değil, ABD'de de yankı buldu. 26 Ekim'de yürürlüğe sokulan Genetiği Değiştirilmiş Organizmalı (GDO) ürünlerle ilgili yönetmeliği duyurmadan önce Türkiye'nin ABD'ye danışması gerektiğini ima eden ABD Senatosu Finans Komitesi kıdemli üyesi Chuck Grassey, ABD Başkanı Barack Obama tarafından ABD Ticaret Temsilciliği'nde (USTR) tarım konusundaki başmüzakerecilik görevine aday gösterilen İslam Sıddıki'ye hesap sordu. Grassley, “Türkiye, GDO'lu ürünlerle ilgili yeni düzenleme yaptı. Bu, Türk pazarlarını Amerikan mısırı ve soya fasulyesinin ithalatına kapattı. Türkiye bu düzenlemeyi duyurmadan önce ABD'ye danışmadı, Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ) de haber vermedi. Dolayısıyla düzenleme hemen yürürlüğe girdi” dedi. Senatör Grassley, İslam Sıddıki'ye “Yeni görevinizin onaylanması halinde sizi, Türk yetkililerin bilimi temel alan GDO politikalarını onayladıklarını ve Amerikan GDO ürünlerinin ithalatına karşı ayrımcılık yapmadıklarını görmek için bir an önce çalışma yürütmeye davet ediyorum. Bu konuda görüşünüzü alabilir miyim?” sorusunu yöneltti.
Kaygı yarattı
İslam Sıddıki ise yanıtında, “Bu gelişme USTR'de kaygı yarattı. Çünkü Türkiye, DTÖ'ye haber verme konusunda, örgüte olan sorumluluklarına bağlı kalmadı. Ayrıca bildiğim kadarıyla, (Türk yetkililerin) bu konuda harekete geçmeden önce bilimsel risk analizi yaptıklarını zannetmiyorum. Görevim onaylanırsa, hem sizinle hem de Senato'nun diğer üyeleriyle bu konuda yakından çalışacağım ve gerekli tüm önlemleri alacağım” dedi.
Gıda İşverenleri: Çikolata ve bisküvi üretimi yavaşlar
GENETİĞİ değiştirilmiş gıda yönetmeliğinin, sanayicilerle paylaşılmadığı için eksiklerle dolu olduğunu ileri süren Türkiye Gıda Sanayi İşverenleri Sendikası (TÜGİS) Başkanı Necdet Buzbaş, yönetmeliğin Türkiye'de yürüyen bir sistemi alt-üst ettiğini öne sürdü. Tanımlar kısmının anlaşılamayacak kadar karmaşık olduğunu söyleyen Buzbaş, “Sanayici ne yapacağını şaşırdı. Kanola, mısır ve soya gibi GDO'lu ürünlerin aslı ABD'de yetiştiriliyor. ABD'liler, ülkede sağlık, kalite ve kontrol mekanizması iyi işlediği için bu ürünleri tüketebiliyor. Yönetmelikteki ayrıntıların alt talimatlarla yönlendirilmeli, tebliğler çıkmalı. Bari 6 ay süre verin, tebliğleri hazırlayın, sanayici kendini hazırlasın” dedi. Fabrikaların işçi çıkardığı, üretimi azalttığı bir dönemde çıkarılan yönetmelikle sanayicinin iş göremez hale geleceğini savunan Buzbaş, “Gıda sanayisinde üretim yavaşlayabilir. Bisküviden çikolataya, glikozdan turşuya kadar gıda üretiminin çoğunu olumsuz etkilenecek. Gıda sanayinin çok geniş yelpazede etkileneceği açık” diye konuştu.
Genetiği değişmiş gıdaya ‘atom bombası' benzetmesi
EGE Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Özkaya, GDO'lu ürünleri ‘bilim' diye kutsamaya çalışmanın, atom bombasını üretip kullanılmasını savunmaktan farklı olmadığını savundu. Prof. Özkaya, hükümetin GDO'lu bitkilerin üretimine izin verilmesine yeşil ışık yaktığını, bu ürünlerin ticaretinin bir yönetmelikle düzenlenmesinin hukuk, egemenlik ve halk sağlığı açısından sakıncalı olduğunu ileri sürdü. Özkaya, “GDO'lu bitkiler, bebeklere, küçük çocuklara zararlı. Ayrıca organik tarım alanlarına, buğdayın yabani atalarının zengin olarak bulunduğu yerlere de zarar vereceği kabul ediliyor. Bebeklere ve küçük çocuklara zarar veren GDO'lar nasıl oluyor da yetişkinlere zarar vermiyor? Yetişkinleri gözden mi çıkardık? GDO'lu mısır ürünleri yiyen bir anne bebeğine süt verirse bu bebeğe zarar vermeyecek mi? Unutmayalım ki nişasta bazlı (mısırdan yapılan) şeker yüzlerce üründe kullanıliyor” dedi.
Fırın bile denetlenemiyor GDO nasıl kontrol edilecek
TARIM Bakanı Mehdi Eker'in “GDO'lu gıda girişini yönetmelik ile zorlaştırdık” açıklamasına rağmen, Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Nazım Kaya, “Genetiği değiştirilmiş gıda ve yemler, AB'nin yanı sıra birçok ülkede özel kanunlarla yasaklanmasına karşılık, Türkiye'de sadece bir yönetmelikle serbest hale getirildi” görüşünde ısrarcı. Nazım Kaya şu görüşleri savundu: “Genetiği Değiştirilmiş Organizmalı (GDO'lu) ürünlerle ilgili yönetmelik, bir düzenleme ötesinde ticari açılım metni. Gerçekten doğal yollarla yetiştirilmiş ürünlerde kullanımın dahi yasaklanması kabul edilemez. GDO içeren gıda ve yemleri üretenin, ithalatçının beyanı yeterli bulunacak, buna karşılık GDO içermeyen ürünlere etiket sınırlaması getirilmesi, gerçek niyeti beyan ediyor. Bu, GDO'ya bütün yolları açmaya çalışan bir yasaklama. Yönetmelikle, ürünlere inceleme yapılacak. Fırınların denetiminde bile zorlanılırken laboratuvar imkanları dikkate alındığında GDO'lu ürünlerin kontrolü nasıl yapılacak? Gıda terörünü besleyen denetim eksikliği dikkate alındığında çok bedeller ödenecek.” (Hürriyet)
2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.
Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.
Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.
Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı
Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.
Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.
Yorum Yap
Yorumlar