GDO'ya karşı yeni oluşum

Genetik yapısı değiştirilmiş gıdalara serbesti getirecek olan yasa tasarısı Meclis’e sunulmak üzere. Gıda Güvenliği Hareketi toplumun her kesimini acilen bu hayati yasaya karşı durmaya çağırıyor.

GDO'ya karşı yeni oluşum

iyibilgi.com / ÖZEL

GDO kısa bir süre televizyon ekranlarında ana haber bültenlerinin konusu oldu, iki üç bilim adamı ekranda fikirlerini söyledi. Bütün vatandaş açık bir biçimde “GDO istemiyoruz” dedi. “Ben çocuğuma GDO'lu mama yedirmek istiyorum” diyen tek bir anne çıkmadı. Bütün ülkenin karşı çıkmasına rağmen, sanki gizli bir el, GDO konusunu tekrar tekrar karar mercilerine getiriyor. Hatta çok yakında GDO'ya serbesti getirecek bir yasa tasarısının Meclis'te oylamaya sunulacağı bile konuşuluyor. Tabii ki her şey çok gizli. Evlatlarımızı ve geleceğimizi ilgilendiren bu en temel insanlık hakkımız elimizden alınmak üzere!

Gıda Güvenliği Hareketi işte bu kadar acil ve hayati olan bu konuda çeşitli dernek, vakıf ve örgütlerle bir araya gelerek genetik katliamına karşı duracak yeni bir oluşum hazırlığı içinde. 9 Ocak 2010 Cumartesi günü Sade Hayat Derneği'nin Fatih'teki yerinde bir toplantı düzenlendi. Tartışılan bazı konular şöyleydi:

• GDO konusu Tarım Bakanlığı'nın sorumluluk alanındaymış gibi görülüyor. Oysa tüm çevreyi ilgilendirmesi nedeniyle asıl Çevre Bakanlığı'nın konusudur. Çevre Bakanlığı'nın koordinasyonunda Tarım Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Sanayi Bakanlığı, Milli Güvenlik Kurulu, Rekabet Kurumu, Tüketici Genel Müdürlüğü gibi kurumlar GDO tartışmalarında mutlaka yer almalı.

• Türkiye'de GDO sanki sadece tarımı ilgilendiren bir konuymuş gibi lanse ediliyor. Oysa ilaçlar, aşılar gibi sağlık ürünleri, kozmetik ürünler de GDO'lu ve bunlar hiçbir şekilde denetime tâbi değil. Genetik yapımız sadece yiyeceklerle değil, ilaç, aşı ve kozmetiklerle de deformasyona uğrayabilir.

• GDO konusunda kamuoyunun kafası karıştırılıyor. Devamlı yeni terimler üretiliyor. Son örnek, genetik mühendisliği yerine “kalıtım mühendisliği” denmesi.

• GDO tohumlar gibi, şu anda ülkemizde yoğun olarak ekilen hibrit (kısır –transgenik- ebter) tohumlar da insan sağlığı için tehlike arz etmektedir. Türler arasında olmasına rağmen, bu tohumların da genetik yapısı değiştirilmiştir. (GDO tohumda domatese bakteri geni aktarılabilir; hibrit tohumda ise domatese başka bir domatesten gen aktarılır). Doğal tohumda bir geni değiştirip patentini alıyor ve tohumu kısırlaştırıyorlar.

• Hibrit tohumların bağışıklık sistemi zayıflatılmıştır; besleyici değeri düşüktür. Yani bir insan artık yiyeceklerden alması gereken vitamin ve mineralleri alamıyor. Bu tohumlarla beslenen insanların da bağışıklık sistemi zayıflıyor. Böylece hastalıklara daha açık hale geliyoruz, ilaç tüketimi artıyor.

• İlk hibrit tohum 1940 yılında Meksika'da yapıldı. Hibrit buğday ilk kez 1947 yılında Türkiye, Hindistan ve Pakistan'da ekildi.

• Hibrit tohum büyümek için, meyve vermek için hep kimyasal ilaç ve gübrelere bağımlı. Hibrit tohumun her aşaması çiftçi için bağımlılık demek. Türkiye'de çiftçilik artık garip bir sistemle sürdürülüyor. Çiftçi tohuma, mazota, ilaca para vermiyor, masrafları tohum şirketi karşılıyor. Hasat zamanına kadar bu harcamaları faizlendiriliyor. Hasat zamanı bu harcamaları ve faizler çıkarılıp çiftçiye belli bir para veriliyor. Çiftçi fark etmese de, kendi toprağında tohum şirketinin her istediğini yapan bir taşerona dönüşüyor, söz hakkı bitiyor.

• Mesela Türkiye'de artık doğal şeker pancarı tohumu yoktur. Ekilen bütün şeker pancarı tohumları hibrit.

• GDO tohum aynı zamanda bir insan hakları meselesidir. İnsan olarak en büyük haklarımızdan biri doğal ve temiz gıdaya erişim, çocuklarımızı temiz gıda ile besleyebilmektir. En insani hakkımız elimizden alınıyor. 

• Milletvekilleri, hükümet üyeleri ve bürokratların çoğu bu konuda yeterli bilgiye sahip değil. Bugün alınacak küçük gibi görünen bir kararın toprağımızı, hatta insan neslini nasıl etkileyebileceğinin farkında değiller. Müdahale edilmiş genetik materyal bir kez toprağa karıştığında toprağı sonsuza kadar mahveder. Bitkilerde, hayvanlarda, ürer, kendini devamlı çoğaltır. Bu her türlü canlı yaşam için büyük bir tehdit anlamına geliyor. İki kıvrımlı insan DNA'sı bile tehlike altında!

• Ülkemizdeki her türlü grup, vakıf, dernek, hareket bu genetik müdahaleye karşı durmak için acil olarak bir araya gelmeli ve genetik yapısı değiştirilmiş tohumların uzak tutulması için her türlü girişimde bulunmalıdır.

Yorum Yap

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı!
CHP'den eksik ama doğru tohum hamlesi

CHP'den eksik ama doğru tohum hamlesi

2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.

Bayer insanlığı kanser yaptığını kabul etti

Bayer insanlığı kanser yaptığını kabul etti

Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.

GDO'lu tohum yok cümleleri yalanmış, işte gerçekler

GDO'lu tohum yok cümleleri yalanmış, işte gerçekler

Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.

Meyve ve sebzelerdeki büyüme hormonuna dikkat

Meyve ve sebzelerdeki büyüme hormonuna dikkat

Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.

Şeker ve şekerli içecekler kanser riskini artırıyor

Şeker ve şekerli içecekler kanser riskini artırıyor

Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.

Gerçekler er geç ortaya çıkar: İşte ilginç bir araştırma

Gerçekler er geç ortaya çıkar: İşte ilginç bir araştırma

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı

'Aflatoksin içermeyen süt bulamadım'

'Aflatoksin içermeyen süt bulamadım'

Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.

Yerli sığır ırklarımız ve sağlıklı süt

Yerli sığır ırklarımız ve sağlıklı süt

Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.

Gıda Hareketi bir kez daha haklı çıktı

Gıda Hareketi bir kez daha haklı çıktı

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.