Dünya nüfusunun yüzde 25’i yeterli gıdaya sahip değilken, dünya tahıl hasatının yüzde 40’tan fazlası çiftlik hayvanlarına yediriliyor. Peki neden?
Tarımda kullanılan böcek ilaçları toprağı ve bizi zehirliyor, hayvancılık için ormanlar yok ediliyor... Peki ama dünyaya zarar vermeden beslenmek mümkün değil mi?
Gıda üretimimiz, çeşitli biçimlerde gezegenin doğal kaynakları üzerinde baskı yaratıyor:
Tarımda kullanılan böcek ilaçları ve gübre doğada kirliliğe yol açıyor.
Tarımsal üretim ve dağıtım sırasında sera gazı emisyonu gerçekleşiyor.
Gıda üretimi veya hayvan otlatmak gibi amaçlarla ormanlar yok ediliyor.
Ekinler için kullanılan su, hassas ekosistemleri tehdit ediyor.
Bu durumda nasıl hem dünyanın artan nüfusunu besleyip hem de gıda üretiminin doğa üzerindeki baskısını en aza indirebiliriz?
Dünya nüfusunun yüzde 25'i yeterli gıdaya sahip değilken, dünya tahıl hasatının yüzde 40'tan fazlası çiftlik hayvanlarına yediriliyor.
Türkiye'deki gibi et ağırlıklı beslenme biçimleri aslında oldukça verimsiz. Et ve süt ürünleri için hayvan yetiştirmek, hayvan yemi üretmeyi gerektiriyor ki, bu da oldukça fazla miktarda su ve toprak kullanımına neden oluyor. Ortalama 1 kg hayvansal protein elde etmek için 6 kg bitkisel protein gerekiyor. WWF-Türkiye, eğer doğamızı korumak istiyorsak; beslenme alışkanlıklarımızı gözden geçirmemiz gerektiğini savunuyor.
Türkiye'de bütün bireyler hangi tür gıdalar tükettiğini ve bu gıdanın nasıl üretildiğini düşünmeli, bu konuda bilgi sahibi olmalıdır.Türkiye gıda endüstrisinin önde gelen aktörleri de – perakendeciler, üreticiler, gıda işleyen firmalar, hükümet vs. – gıda arzını sorgulamak durumundadır. (WWF Türkiye)
2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.
Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.
Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.
Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı
Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.
Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.
Yorum Yap
Yorumlar