ABD, GDO'lu yardımları reddeden Afrikalılara 'dilencinin seçim hakkı olmaz' diye aşağılıyordu. Şimdi ise Afrikanın tarım arazileri İngiltere tarafından yardım adı altında yok edilecek ve Afrikalılar tümüyle kısırlaştırılacak.
İngiltere, gelişmekte olan ülkelerdeki yetersiz gıda tüketimini dengelemek amacıyla, Avrupa Birliği'nde ve İngiltere'de üretim ve satışı insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle yasak olmasına rağmen genleriyle oynanmış ürünlerin geliştirilmesi için 100 milyon sterlin ödenek tahsis edeceğini açıkladı.
Guardian Gazetesi, İngiltere Hükümeti'nin ileri teknoloji gerektiren ürünlerle ilgili araştırmalara son beş sene de daha fazla bütçe tahsis etmeyi planladığını ifade eden bir belgeyi ele geçirdiğini duyurdu. Bu plana göre Afrika'daki kuraklığa direnebilecek güçte bitkilerin yetiştirilmesi için 60 milyon sterlin, ayrıca kara kıtadaki afetlere dayanıklı bitki yetiştirilmesi için de 24 milyon sterlin harcanacak.
Gazetenin 19 Temmuz 2009 tarihinde yayınlanan nüshasına göre İngiltere hükümeti bu uygulamaların yanı sıra ziraat mühendisliği ve gen teknolojisi alanında çalışan firmaları ve uluslar arası merkezleri destekleyecek, genleriyle oynanmış tohumların yetiştirilmesinde uzman olan Sngenta adlı firmasındaki hissesini de iki katına çıkartacak.
İngiltere'deki bir çok kalkınma uzmanı, İngiltere hükümetinin, Afrika gibi gelişmekte olan ülkelerdeki açlık ve fakirlikle mücadele ve söz konusu ürünlerin dolaşımı için vatandaşlarından onay almak maksadıyla genleriyle oynanmış ürünlerin üretim ve tüketimini desteklediğini ifade ediyor.
ÇEVRE ÖRGÜTLERİ İNGİLTERE'YE TEPKİLİ
İngiltere hükümetinin söz konusu planlarıyla ilgili bilgilerin gazetelerde yer almasının ardından dünyanın çeşitli ülkelerindeki çevre örgütleri, hükümetin bu planlarına tepki göstererek İngiltere'nin genleriyle oynanmış insan sağlığını tehdit eden ürünleri desteklemek yerine, sağlığa yönelik hiçbir tehdit içermeyen çiftçilerin geleneksel ürünleri yetiştirmeleri için mali destek vermesi gerektiğini dile getirdi.
Çok sayıdaki çevre dostu örgüt, bir bildiri yayınlayarak genleriyle oynanmış ürünlerin geliştirilmesi konusundaki plan ve projelerini dondurmasını istedi. Aksi taktirde bu adımın, Afrika zirai yatırımını çok daha kötü durumlara sokacağını kaydetti.
GEN TEKNOLOJİSİNE KARŞI ÇIKANLAR VE DESTEKLEYENLER
Genleriyle oynanmış ürünlerin bir çok ülkede geniş çaplı olarak 1995 yılından bu yana yıllardır kullanılıyor olmasına rağmen, Afrika ülkelerinde bu tür ürünlerin üretimi ve tüketimi ciddi olarak hala tartışılıyor. Afrika ülkelerinin ucuz gıda temini ve açlık ve kuraklık sorununa çözüm üretebilmek için bu teknolojiye muhtaç olduğu biliniyor.
Afrika ülkeleri, söz konusu tartışmada ikiye bölünmüş durumda. Güney Afrika Topluluğu ülkeleri olan SADC üyelerinden Zimbabve, Mozambik, Malavi gibi ülkeler genleriyle oynanmış ürünlerin üretim ve tüketimini kabul ederken Zambiya buna şiddetle karşı çıkıyor.
Zambiya bu tür ürünlere olan muhalefetini, söz konusu ürünlerin tohumlarını taşıyan gemilerin kendi ülkesinin limanlarını dahi kullanmasına müsaade etmeyerek göstermekten çekinmiyor.
Öte yandan Lesoto ve Sweziland gibi ülkeler konuyla ilgili tutumlarını şu ana kadar netleştirmiş değiller. Zambiya'da genleriyle oynanmış ürünlere olan muhalefet sadece resmi düzeyle sınırlı değil, ayın zamanda çeşitli sivil toplum örgütleri, çeşitli sivil ve yarı resmi kuruluşlar buna karşı çıkmak için 2002 yılında ortak bir dayanışma cephesi kurdu.
Zambiya, söz konusu teknolojinin kullanılmasıyla geleneksel tarım faaliyetlerinin büyük bir darbe almasından endişe ediyor. Ülkedeki 300 bin çiftçi bu ürünleri protesto amacıyla geçtiğimiz günlerde bir gösteri düzenledi. (Dünya bülteni)
2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.
Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.
Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.
Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı
Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.
Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.
Yorum Yap
Yorumlar