Kuşkusuz çağımızın en önemli sorunlarından biri de genetik kopyalama. İnsanlık öylesine bir sorunla karşı karşıya ki: bir kaç delinin kuyuya attığı taşı çıkarmak için geleceğini feda etmek gibi bir çıkmaza sürükleniyor insanlık. Bu açmaza karşı dinlerin nasıl bir çözümü duyarlı çevrelerinmerakını celbediyor. En çok merak edilense İslam'ın genetiğe nasıl bakışı.
Genetik kopyalama yalnızca bitkiler ve hayvanlar için geçerli değil. İnsan nesli de aynı sorunla karşı karşıya. Genetiği değiştirilmiş gıda maddeleri ile yapılan tahrip sadece bu bitkileri değiştirmekle kalmayıp, insanların DNS'sını dolayısıla maddesel bütün yapısını bozuyor.
Öte yandan insanın genetik kopyalamaya tabi tutulması sonrasında, kim kimin çocuğu, kim kimin annesi ya da babası, evlendiğiniz kişi anneniz, babanız, teyzeniz, halanız, dayınız, yeğeniniz hatta hatta oğlunuz yahut da kızınız bile olabilir. Bu kişinin kim olduğunu bilebilecek hiç bir kanıtta yok. Bu vahim tablo karşısında İslam'ın nasıl bir çözüm ürettiğini her Müslüman'ın bilmesi gerekiyor!
Nitelikli bir İslam Hukukçusu çağının yerişsinde değil çağında ileri de bir ufka sahip olmalı ki sorunlara çözüm üretebilsin.
Bu alanda Doç Dr İsmail Köksal'ın "Genetik Kopyalama'nın Fıkhi Yönü" isimli ufuk açıcı bir çalışması var. Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi olarak bu değerli çalışmanın yazarını kutlarken kitaplığınıza kazandırılması ve dikkatle okunması gereken bir eser olduğunu da hatırlatmak istiyoruz.
"Genetik Kopyalama'nın Fıkhi Yönü" isimli eserin kapak yazısı: "Dini ve ahlaki pek çok yönü bulunan genetik kopyalamadaki sınırı çizmek ve kendi sahasındaki icraat alanı için ana kuralları koymak, İslam hukukçularının görevleri arasındadır. Zira İslam dini, olanlara meşruiyet kılıfı hazırlayan bir din değil, olması gerekenleri belirleyen ve ona göre gelişmeler bekleyen bir dindir.
Bu çalışma, bu sahadaki ilmi gelişmelere paralel olarak ortaya çıkan fıkhi soruları çözme amacına yönelik olarak hazırlandı. Fakat mesele bilimsel açıdan yeni, bu sebeple fıkhi yönüyle de önceden yeterince incelenmemiş olduğundan, mesele İslam´ın genel kurallarına göre ortaya konmaya çalışılmıştır."
2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.
Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.
Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.
Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı
Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.
Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.
Yorum Yap
Yorumlar