basdın kuruluşları bu haberi 'Türkiye'den kansere büyük darbe...' gibi başlıklarla sundular okura. 'Türkiye, genetik bozukluk, kanser ve ölüme neden olduğu için 'kirli düzine' olarak bilinen 12 kalıcı organik kirleticiyi doğasından silecek' denildi. Ama bunun için 16 yıl beklemek zorunda olduğumuzu gözardı ettiler...
Stockholm Sözleşmesi, 12 kalıcı organik kirletici kimyasalın yeryüzünden tamamen silinmesi için çalışılma yapılması gerektiğine yer veriyor. Türkiye taraf olduğu sözleşmede üye ülkelerle birlikte 2025 yılı sonuna kadar zararlı 12 maddeyi yok edeceğni öngörüyor. O tarihe kadar kanser olmadan, kısırlaşmadan, aklımızı oynatmadan kalabilirsek tabi.
KISIRLIK, ZEKA DÜZEYİNDE DÜŞÜŞ
Sözleşme tarafı diğer 165 ülkeyle birlikte Türkiye'nin de doğasından yok edeceği söz konusu kimyasallar tarım ve sanayi alanlarında kullanılarak doğaya karışıyor. Besin zinciriyle insanlara geçen ve nesiller boyunca etki gösteren bu kimyasallar, genetik bozukluk, kanser ve ölüme neden oluyor. Kalıcı organik kirleticilerin yan etkileri arasında doğuştan sakatlık, bağışıklık sistemi işlevsizlikleri, kısırlık, zeka düzeyinde düşüş de bulunuyor.
KİRLETİCİLERDEN BAZILARI
Sözleşme kapsamına giren ve ortadan kaldırılması söz konusu olan maddeler şunlar: Aldrin, chlordane, dieldrin, endrin, heptaklor, heksaklorbenzen, mireks ve toxaphene ile PCB'ler.
Şimde gelde Nasreddin Hocayı rahmetle anma
Hoca pencereden sokağı seyir ederken uzun müddettir borcunu ödeyemediği alacaklısının karşıdan söktüğünü görüp haremine:
"Kuzum Hanım! Haydi, şu herife, sana söylediğim veçhile kapı arkasından cevap ver de belki bir uzun müddet ta'cîzinden kurtuluruz." demişse de yine duramayıp ne konuştuklarını dinlemek üzere arkasından kendisi de gider.
Alacaklı kapıyı çalar. Kadın kapıyı aralık edüp arkasından ne istediğini sorar.
Alacaklı: "Hanım! Zannederim ki artık şimdiye kadar sesimden benim kim olduğum anlaşılmıştır. Bu yüzüncü gelişime sebep de yine şu alacak meselesidir. Artık iş ayıbı da geçti. Sen onu bana çağır; bir iki çift sözüm var." diye katı katı söylemesine mukaabil kadın, kemâl-i rıfkla:
"Efendim! Efendi burada değil. Ma'mâfîh her ne söyleyecekseniz bana söyleyebilirsiniz. Şikâyetinizde de tamamı ile haklısınız. Hatta bugüne söz veren de bendenizim. Fakat ma'atte'essüf hazırlayamadık, amma yavaş yavaş tedârük etmeğe çalışacağız.
Efendi, kapının önüne bir sıra çalı dikecek. Köyün sürüleri daima kapımızın önünden geçer. Onlar süründükçe bir hayli yün hâsıl olur. Onları alıp eğireceğiz, bükeceğiz, iplik yapıp satacağız. Parasıyla da borcumuzu ödeyeceğiz. Biz kimseciklerin hakkını yemeyiz." diyince
Alacaklı, parasının tahsili kaabil olamayacağını anlamakla beraber şu sûret-i tesviyye hoşuna gitmiş olmalı ki ihtiyârsız gülmeğe başlamış.
Hoca, suratsız alacaklısının güler yüzünü görünce dayanamayup kadının arkasından başını uzatarak alacaklıya hitaben: "Gidi köftehor! işini sağlam kazığa bağladın da şimdi keyfinden kis kis gülersin ha!..."
2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.
Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.
Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.
Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı
Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.
Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.
Yorum Yap
Yorumlar