Moldova’nın kasabası Mingir’den İstanbul’a getirilip iyice besleniyorlar! Sonra da ameliyat masasına yatıp böbreklerini aldırıyorlar. The Times, Mingir-İstanbul hattında yaşanan dramı yazdı. Peki Moldovya, İstanbul, İsrail hattında neler yaşanıyor?
Mingir'den gelip İstanbul'da böbreğini satan sadece Nicolea Bardin değil. Onun ardından aynı yolla 15 kişi daha böbreğini satmış.
İngiliz The Times gazetesi Moldova'nın fakir kasabası Mingir'den kalkıp Türkiye'ye bir ev uğruna böbreğini satmaya gelen Nicolea Bardin'in hikâyesini kaleme aldı.
Moldova gibi ülkelerde sokak sokak gezip fakirleri organlarını satmayan ikna eden bir kadın tarafından “kandırılan” ikiçocuk babası, bu kadının öncülüğünde önce otobüsle Ukrayna'ya, oradan da uçakla İstanbul'a geldi. Moldovalı adamın, farklı medya organlarına
verdiği röportajlara göre Bardin, ameliyat öncesinde günlerce 6-7 kişiyle aynı odada kaldı. Böbreğin sağlıklı olması için İstanbul'da iyice beslendiğini dile getiren Bardin, ameliyat masasına yattığında da eline bir kâğıt tutuşturuldu ve imzalaması istendi. Bu kâğıtta ameliyatla ilgili tüm sorumluluğu üstlendiği yazıyordu. Bardin muhabirlerin “Neden imzaladınız?” yönündeki sorularına “Başka şansım yoktu” diye yanıt verdi. Bardin, ameliyattan sonra dikişleri bile alınmadan otobüsle ülkesine gönderildi...
Mingir'de tek böbreğinin satışından elde ettiği parayla 2 bin 300 euro'ya bir ev yapan Nicolea Bardin tüm kasabaya da “ilham” verdi. Migrin'de 15 kişi daha aynı yolla böbreklerini sattı. İki kişi hayatını kaybederken, birçoğu ise halen sağlık sorunlarıyla uğraşıyor ve aldıklarından fazlasını tedavilerine harcamak zorunda kalıyor.
Zengin hastalara gidiyor!
The Times'ın haberine göre İstanbul'da gerçekleştirilen ameliyatlarda alınan böbreklerin çoğu ise İngiliz, Kanadalı, Amerikalı ya da İsrailli zengin hastalara gidiyor.
BAŞKENT İSTANBUL
ABD'nin ünlü gazetecisi Dan Rather organ kaçakçılığıyla ilgili olarak ocak ayında yayımlanan haberinde İstanbul'un organ kaçakçılığının başkenti haline geldiğini kaydetmişti. Rather'in programında konuşan uzmanlar ve kurbanlar, herkesin kendi rızasıyla ameliyat olmadığını, birçok kişinin de iş vaadiyle kandırılarak Türkiye'ye getirildiğini söylemişti.
2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.
Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.
Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.
Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı
Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.
Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.
Yorum Yap
Yorumlar