Öldüren ilaçlar ve ilaç aldatmacası

Bir yandan doğum kontrol hapı kullanması meme kanseri riskini artırdığı tespit edilirken diğer yandan erken verilen ilaç ruhsatları yüzünden birçok insanın öldü görüldü...

Öldüren ilaçlar ve ilaç aldatmacası

İstanbul Üniversitesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vahit Özmen, ''Kadınların uzun süre doğum kontrol hapı kullanması meme kanseri riskini artırmaktadır'' dedi.

Türkiye Meme Dernekleri Federasyonu Başkanı ve Meme Sağlığı Derneği (MEMEDER) Tarama Merkezi Proje Koordinatörü de olan Prof. Dr. Özmen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kanserin en ciddi ölüm nedeni olan, görülme sıklığı hızla artan bir hastalık olduğunu söyledi.

Nükleer atıklar, genetik yapısı değiştirilmiş gıdalar ve stresin kanserin artışında önemli rol oynadığını ifade eden Özmen, dünyada her yıl 10 milyon insanın kanser olduğunu, bunlardan 5 milyonunun öldüğünü belirtti.

Özmen, şunları kaydetti:

''Kadınların uzun süre doğum kontrol hapı kullanması meme kanseri riskini artırmaktadır. Hiç doğurmamak, erken adet görmeye başlamış olmak, süt vermeme gibi nedenler de bu kanserin oluşumunda önemli bir faktördür. Meme kanserinden korunulması için dengeli beslenmeli ve düzenli egzersiz yapılmalıdır. Kadınlar en sık, memelerinde ağrısız kitle şikayetiyle doktora gelmektedirler ama meme kanserinde amaç henüz hastalık belirtileri ortaya çıkmadan mamografiyle tanı koymaktır. Ülkemizde meme kanseri sıklığı hızla artarken bu konuda farkındalık oluşturulamaması hastalığın geç teşhis edilmesine, memenin alınmasına, ölüme neden olmaktadır.''

BAHÇEŞEHİR MEME KANSERİ ERKEN TANI VE TARAMA PROJESİ

Prof. Dr. Özmen, Bahçeşehir Meme Kanseri Erken Tanı ve Tarama Projesi'nin Türkiye'de toplum tabanlı, 10 yıllık sürede uygulanması gereken bir proje olduğunu bildirdi.

Hedefin bu bölgede oturan 40-69 yaşlarındaki yaklaşık 5 bin kadını evlerinde ziyaret ederek ücretsiz dijital mamografi ve muayene yapılan MEMEDER'e davet etmek olduğunu bildiren Özmen, piyasa değeri yaklaşık bin TL'yi bulan bu hizmetin ücretsiz yapılacağını ifade etti.

MEMEDER'in Başakşehir Belediyesinin arkasındaki Gelişim Akademisinde yer aldığını bildiren Özmen, burada geçen yıl bin 600 kadına dijital mamografi, bin kadına doppler ultrasonografi, 35 kadına vakumlu biyopsi, 6 kadına erken meme kanseri tanısı konularak tedavilerinin yapıldığını söyledi.

Yıl içinde 3 bin kadına ulaşmayı hedeflediklerini ifade eden Özmen, Başakşehir'de gerçekleştirilecek projenin Türkiye'ye örnek olacağını ve yaygınlaştırılacağını kaydetti.

---

İLAÇ SEKÖTÜRÜNÜN ŞİKAYETLERİ SADECE BİR ALDATMACA

İlaç firması Roche'nin CEMAI (Orta ve Doğu Avrupa, Orta Asya, Orta Doğu, Afrika ve Hindistan) Bölgesi Başkanı Tuygan Göker, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada, Türkiye'de yeni bir ilacın ruhsatlandırılması için 2-3 yıl beklenmesini anlayamadıklarını belirterek, ''Türkiye'deki hasta, ilaca ulaşmak için komşu ülkelerin hastalarından niye daha çok beklesin?'' dedi.

Roche tarafından, firma bünyesindeki gelişmeler ile dünyada ve Türkiye'de ilaç sektörünün gündemini değerlendirmek amacıyla düzenlenen toplantıda konuşan Göker, amaçlarının, hastalara belirgin düzeyde fark yaratacak ilaç sunmak olduğunu dile getirdi, bir ilacın piyasaya çıkması için 1-1,5 milyar dolar civarında para harcandığını anlattı.

Göker, gelecek 10 yıl içinde ilaç sektöründe en büyük gelişmenin görüleceği pazarlar arasında, E7 ülkeleri olarak adlandırılan Türkiye, Rusya, Hindistan, Çin, Brezilya, Meksika ve Güney Kore'nin yer aldığını vurguladı. Göker, dünyadaki Ar-Ge çalışmalarında payı 30 milyon dolar olan Türkiye'de bu çalışmaların artırılması gerektiğine işaret ederek, Ar-Ge'de birtakım ilerlemeler gerçekleşebilmesi için yenilikçi ürün olarak bekleyen ilaçların bir an önce ruhsatlandırılması gerektiğini kaydetti.

“TÜRKİYE VE ÇİN EN YAVAŞ”
Türkiye'nin, Çin ile birlikte dünyada en geç ilaç ruhsatlandırması yapan ülke olduğuna dikkati çeken Göker, Avrupa ve Amerika'da yeni bir ürünün 5-6 ayda ruhsatlandırıldığını söyledi. İlaç fiyat kararnamesi ile yapılan son değişikliklerin ilaç sektörünü biraz üzdüğünü ifade eden Göker, Türkiye'nin bütün ilaç fiyatlarında Avrupa'nın en ucuz ülkesi konumunda olduğunu bildirdi.

TOKAÇ: ERKEN VERİLEN RUHSATLAR NEDENİYLE İNSANLAR ÖLDÜ
SD Platform, "Türkiye'de ilaçlar geç ruhsatlandırılıyor" haberi üzerine eski İlaç ve Eczacılık Genel Müdürü Dr. Mahmut Tokaç'a durumu sordu. Tokaç'ın sorularımıza verdiği yanıtlar şu şekilde:

Roche temsilcisinin görüşleri hakkında düşünceleriniz neler?

Yeni ilaçların ruhsatlandırılması konusunda ABD ile Avrupa arasında da farklılıklar bulunmaktadır. ABD'de yeni ilaçlar hızlı bir şekilde ruhsatlandırılmaktadır. Ancak yeterli çalışmalar yapılmadan ruhsatlandırılan bu ilaçların bir kısmının sakıncaları daha sonra ortaya çıkmaktadır. Avrupa ise daha temkinli yaklaşmakta ve güvenlik çalışmaları sonuçlanmadan ruhsat vermemektedir. Buna rağmen piyasaya çıkıp yaygın kullanımından sonra da bazı sakıncalar ortaya çıkabilmektedir. Biz ülkemizde alternatifi olmayan ilaçları hızlıca ruhsatlandırmaktayız ya da yurt dışından temini yoluyla hastalarımıza ulaştırmaktayız. Alternatifi olan ilaçlarda ise daha temkinli giderek ABD ve Avrupa'da piyasada bir süre gözlenerek güvenli olduğu ispatlandıktan sonra ruhsatlandırma yolunu tercih etmekteyiz. Bu yöntemin faydalarını da gördük. 2004 yılında bizde henüz ruhsat aşamasında olup ABD ve Avrupa'da ruhsatlı olan bir ağrı kesici ilacın kalp krizi ve inme riskinin yüksek olduğu ortaya çıktığı için piyasadan toplanmasına karar verildi. ABD ve Avrupa'da birçok insan bu ilaç yüzünden öldüğü veya kalıcı rahatsızlıklara maruz kaldığı halde bizde bu durum yaşanmadı.

Öyleyse ''Türkiye'deki hasta, ilaca ulaşmak için komşu ülkelerin hastalarından niye daha çok beklesin?'' sorusu haksız mı?

Bu soru tam bir aldatmacadır. Az evvel belirttiğim gibi alternatifi olmayan hiçbir ilaçtan hastalarımız mahrum kalmamaktadır. Ya hızlı ruhsat prosedürünü uygulayarak Avrupa ile aynı zamanda hatta bazen daha önce ruhsatlandırmaktayız ya da kişisel bazda yurtdışından ilacı getirterek hastalarımız kullanmalarını temin etmekteyiz. Haberde yer aldığı gibi “amaçları hastalara belirgin düzeyde fark yaratacak ilaç sunmak” ise biz bunu zaten gerçekleştiriyoruz. Ama asıl mesele herhangi bir fark yaratmayan ilaçlarda da bunu istiyorlar. Bir örnek verecek olursak; 20 çeşit ilacı olan tansiyon ilaçlarının yanına hiçbir ayrıcalığı olmayan yeni bir tansiyon ilacını hem de yeni diye daha pahalıya satmak için ruhsat talebinde bulunabiliyorlar. Hem üstünlüğü yok, hem pahalı, üstelik yeni olduğu için riskleri bilinemiyor. Ayrıca neden acele edeyim ki? Beklerim, başka ülkelerde piyasada bir süre bulunur, advers (ters) etki bildirimleri olur, güvenilirliği ispatlanır ondan sonra ben de ruhsatlandırırım.

AR-GE'de birtakım ilerlemeler gerçekleşebilmesi için yenilikçi ürün olarak bekleyen ilaçların bir an önce ruhsatlandırılması gerektiği yönündeki görüşe ne dersiniz?

Ne alakası var! AR-GE yapmak isterlerse mevzuatı var, ona göre yaparlar. İlacın ruhsatlandırılması tamamen ayrı bir işlemdir. Zaten ilaçlar birçok ülkede birden klinik araştırmaları yapıldıktan sonra piyasaya çıkar. Yani iki olay birbirinden bağımsızdır. Kastedilen şey AR-GE masraflarının karşılanması ise o zaman Türkiye'deki ilaç pazarı payının dünyanın yüzde 2'sinden az olduğunu hatırlatırım. (Sağlık Düşüncesi Platformu)

 

Yorum Yap

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı!
CHP'den eksik ama doğru tohum hamlesi

CHP'den eksik ama doğru tohum hamlesi

2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.

Bayer insanlığı kanser yaptığını kabul etti

Bayer insanlığı kanser yaptığını kabul etti

Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.

GDO'lu tohum yok cümleleri yalanmış, işte gerçekler

GDO'lu tohum yok cümleleri yalanmış, işte gerçekler

Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.

Meyve ve sebzelerdeki büyüme hormonuna dikkat

Meyve ve sebzelerdeki büyüme hormonuna dikkat

Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.

Şeker ve şekerli içecekler kanser riskini artırıyor

Şeker ve şekerli içecekler kanser riskini artırıyor

Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.

Gerçekler er geç ortaya çıkar: İşte ilginç bir araştırma

Gerçekler er geç ortaya çıkar: İşte ilginç bir araştırma

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı

'Aflatoksin içermeyen süt bulamadım'

'Aflatoksin içermeyen süt bulamadım'

Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.

Yerli sığır ırklarımız ve sağlıklı süt

Yerli sığır ırklarımız ve sağlıklı süt

Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.

Gıda Hareketi bir kez daha haklı çıktı

Gıda Hareketi bir kez daha haklı çıktı

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.