Daha çok kazanma uğruna uydurulan iğren yalanlar doğal denge bozuluyor, tohumlar patentleniyor. Bu patentleşme sayesinde gelecek neslin yaşamları ipotek altına alınıyor. Gelecek neslin yaşamaı emperyalis ve kapitalistlerin insiyatifine terk ediliyor. Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır’ın Bu endişeleri taşıyarak hazırladığı “Gıda Güvenliği ve Çocuklarımız” adlı sunumundan başlıklar
Tarımda Kimyasal Kullanımı: Tarımsal savaşım, bitkilerin hastalık, zararlı ve yabancı otların etkilerinden ekonomik ölçüler içinde korunması, ürünün ve kalitenin arttırılmasıdır.
Tarımsal savaşım değişik yöntemleri içermektedir. Kimyasal savaşım bu yöntemlerden birisidir.
2. Dünya Savaşı sonrası 1947- 1960 arası tüm gelişmiş ülkelerde kimyasal savaşım altın çağını yaşamıştır.
1960'dan sonra bilinçsiz ve kon
Sonuçta, gerek ABD'de ve gerekse Avrupa'da yeni bir tarımsal savaşım bilinci doğmaya başlamıştır (IPM). Bu bilinç, diğer savaşım yöntemlerine ağırlık vererek, gereksiz pestisit kullanımını azaltmaktır.
Sivil toplum örgütlerinin, tüketicilerin baskılarıyla pestisitlerin çevreye ve sağlığa daha az zarar verecek biçimde kullanılması giderek önem kazanmıştır.
Ancak, kimyasal savaşım hala gerekli bir savaşım yöntemi olma özelliğini korumaktadır.
Bu nedenle, gelişmiş ülkeler tüketecekleri ürünleri çevre ve sağlık açısından sürekli denetlemeye başlamışlardır.
Bunun bir sonucu olarak, AB ülkeleri EUREPGAP Protokolü' nü yürürlüğe koymuşlardır
- 2004 verilerine göre, ülkemizin pestisit tüketimi 13 bin tondur.
- 25 yıllık sürede tüketim, yıllık ortalama %2,5 artmıştır.
- Hektara düşen e.m ise,
- Dünya pestisit tüketiminin yıllık artışı %3'ün üzerindedir.
- Gelişmiş ülkelerde hektara düşen e.m1 kg.'dan fazladır.
- Hollanda ve Yunanistan gibi ülkelerde tüketim 10 kg/ha'ın üzerine çıkmaktadır.
- Türkiye'de bölgeler arası dengesiz pestisit tüketimi;
- Bilinçsiz ve bir ölçüde kon
- Sağlık, çevre ve dış ticaretimiz açısından önemli sorunlara yol açmaktadır.
- Ege ve Akdeniz Bölgeleri'nin pestisit tüketimi Türkiye tüketiminin yarısına yakındır.
- Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgeleri'nin tüketimi ise, Türkiye tüketiminin %10'u kadardır.
- 2000 yılına göre, 2002'de Türkiye'nin pestisit tüketimi %2 azalmıştır.
- Aynı dönemde İzmir'in tüketimi ise, %20 artmıştır.
- Türkiye'de tüketilen yüksek akut zehirlilikteki insektisit, nematisit ve fumigantların; tüm insektisit, nematisit ve fumigant tüketimi içindeki oranı 2002'de %45 iken, 2004'de %66'ya;
- Tüm pestisit tüketimindeki oranları da %14'den %16'ya çıkmıştır.
- 2004 yılında Türkiye'de en yoğun tüketilen 5 insektisitten (%52-58 insektisit)
- 4 tanesi en zehirli,
- 2 tanesi kanser yapıcılık riskindeki pestisitlerdendir.
- 2004 yılında Türkiye'de en yoğun tüketilen 5 fungisitten (%70-66 fungisit)
- 3 tanesi kanser yapıcılık riskinde, iç salgı bezlerini ya da sinir sistemini etkileyebilen kimyasallardır.
- Bitki korumanın nasıl yapılacağının bilinmemesi,
- bilinçsiz ve kon
Sorunun temelinde;
- Bitki korumanın entegre biçimde yapılmaması,
- bilinçsiz ve kon
- ülkemizde kullanılan bazı pestisitlerin AB'de piyasadan çekilmiş olması ya da kalıntı limitlerinin sürekli düşürülmesi yatmaktadır.
Tarımda Kimyasal Kullanımı
- Bu durumun sonucu,
- 2000-2006 döneminde, AB ülkelerine gönderilen bitkisel ürün partilerinde mikotoksinlerle ya da pestisit kalıntılarıyla bulaşık olanlarda bir artış görülmektedir.
- 2001 2 parti pestisit kalıntısı
- 2002 9 parti pestisit kalıntısı
- 2003 54 parti pestisit (22), mikotoksin (23) kalıntısı
- 2004 139 parti pestisit (17), mikotoksin (81) kalıntısı
- 2005 171 parti pestisit (33), mikotoksin (122) kalıntısı
- 2006 184 parti pestisit (24), mikotoksin (139) kalıntısı
Büyüme Düzenleyici Madde: Hormon
- Bitkilerdeki Büyüme ve Gelişme Olaylarını Yönlendiren,
- Çok düşük yoğunluklarda dahi etkili olabilen
- Sentezlenerek taşınabilen organik maddelere
Bitki Büyüme Maddeleri, Bitki Gelişim Düzenleyicileri veya HORMON diyoruz.
Karışıklığı önlemek için doğal olanlarına: Hormon
Sentetik Benzerlerine: Bitki Büyüme Maddeleri, Bitki Gelişim Düzenleyicileri (BDM)
1900'lü yılların ilk yarısında yapılan gözlem, inceleme ve araştırmalar Laboratuvar Tekniklerinin gelişimi sonucu üretilen BDM'ler;
• Oksinler
• Giberellinler (GA3)
• Sitokininler
• Etilen (Etephon)
• Engelleyiciler;
• Büyümeyi Durduranlar (MH)
• Büyümeyi geriletenler (CCC)
BDM Uygulamaları ile Amaçlanan Bazı Özellikler:
• GA3 (giberellin) uygulaması ile;
• Mandarin ve klamentin de meyve tutumunu artırma
• Çekirdeksiz üzümde meyve iriliğini artırma
• CCC ile buğday üretiminde sap kısalması sağlanarak yatmaya dayanıklılığın artırılması
• Etephon (Etilen) sayesinde;
• Kauçukta salgı oluşumu ve akışının hızlandırılması
• Patates ve soğanda olgunlaşmanın senkronize edilerek makineli hasadın olanaklı hale getirilmesi
• MH uygulaması ile;
• Soğan ve patateste sürmenin engellenmesi ve depo kayıplarının azaltılması ve pazara arz süresinin uzatılması
Türkiye'de BDM Uygulamaları
- 1970'li yılların başlarında başladı
• İlk olarak Çekirdeksiz üzümde GA3 uygulamaları
• Örtü altı sebze üretiminde meyve tutum ve verim problemi bulunan domates ve patlıcanda kullanıldı
• Denetimsiz ve bilinçsiz kullanım yaygınlaştı (domateslerde şekil bozuklukları görülmeye başlandı)
- 1980 yılından beridir Ruhsatlandırılmakta ve Kullanımları denetim altındadır.
Bugün ülkemizde;
• 5 farklı etkinlik grubunda yer alan
• 15 farklı aktif madde içeren toplam 103 adet ruhsatlı BDM uygulanmaktadır.
Yanlış Traji-Komik Örnekler
• Kış aylarının ortasında pazarda domateslerin “Hormonsuz Tarla Domatesi” olarak satılması
• Ekmek Fırınlarında “Hormonsuz Ekmek” adı altında satışlar
• Pazarda görülen her şekil bozukluğu, irilik, ikizlenme vb özell
iklerin hormonla ilişkilendirilmesi (bu gibi karakterler çeşit ve ekolojik koşullara bağlıdır hormona değil)
BDM'ler, Pestisitler içinde yer alan bir grup maddedir.
- Oysaki BDM'ler etki ve kullanım amaçları yönünden pestisitlerden çok farklıdır
- İnsan sağlığı ve çevresel riskleri pestisitlerin çok gerisindedir
- Esas sorun bilinçsiz, aşırı ve yoğun kullanımdan kaynaklanmaktadır. Temel ölçütler;
• Günlük Alınabilir Maksimum Doz
• Hiçbir Yan Etki Görülmeyen Doz
• İzin Verilen Maksimum Kalıntı Miktarı
Kimyasal Kullanımında Bilinç!
- İlacın Gerekli Olduğunda ve Zamanında Kullanımı
- Yeterli Miktarda Kullanımı
- Bitkiye Uygun Kullanımı
- Doğru İlaç Kullanımı
- Doğru Uygulama Aracı ile Kullanım
- Eğitimli, Bilgili, Ruhsatlı Uygulayıcılar ile Kullanımı
Devlete düşen görevler:
• Sağlıklı ruhsatlandırma
• Kalıntı Analizleri ile İzleme
• Kamuoyunu bilgilendirmek
• Hormona olası alternatiflerin teşvik edilmesi (örn.bombus arısı)
Tüketiciye Düşen Görevler:
• Seçici olmak
• Son Tüketim Tarihlerine dikkat etmek (mamül ürünler için)
• Etiket - Marka – Sertifika güvencesi aramak
• Sağlıklı ürün (organik, vb) için oluşacak fiyat farkına razı olmak
Biyoteknoloji
- Endüs
- Gıda Biyoteknolojisi
- Çevre Biyoteknolojisi
- Bitki ve Hayvan Biyoteknolojisi
- Tıbbi Biyoteknoloji
- Biyomühendislik/Biyosensör/Tanı sistemleri
- Biyogüvenlik
Tarımsal Biyoteknoloji
- GDO – Transgenik Ürün:
• Biyoteknolojik yöntemlerle
• Kendi türü dışındaki bir türden
• Gen aktarılarak
• Belirli özellikleri değiştirilen
• Bitki, Hayvan veya mikroorganizmalara denir
- İlk Çalışmalar:
• ABD kökenli şirketler tarafından tarla denemeleri (1985)
• Ticari üretim (1996)
GDO'lu Bitkiler
- % 99 :
• Soya (% 61 -
• Mısır (% 23 -
• Pamuk (%11 -
• Kolza (% 5 -
- Diğer % 1:
• Patates, domates, pirinç, buğday, balkabağı, ayçiçeği, yer fıstığı, bazı balık türleri, kasava ve papaya
- Çalışması sürenler:
• Muz, ahududu, çilek, kiraz, ananas, biber, kavun, karpuz, kanola
GDO ile Vaad Edilenler
- Dünya'da Açlık Sorununun Ortadan Kaldırılması
- Tarımsal Üretimde Verim Artışı
- Çevre Sağlığı – Daha az pestisit kullanımı ile çevre dostu üretim
- Tarım Ürünlerinde Ucuz ve Kaliteli Üretim
- Tarımsal Ürünlerde Ürünün Raf Ömrünü Uzatmak
GDO AÇLIK SORUNUNA ÇARE Mİ?
GDO ile Verim Artışı Sağlanabiliyor mu?
- DDT 1940'lı yıllarda bulundu. İlacı bulan kişi Nobel'e aday gösterildi.
- DDT bugün bütün dünyada en önemli kanserojen kimyasallar arasında olduğu belirlendiği için YASAKLANDI
- GDO ile bir süre Verim artışı sağlamak mümkün ancak süreklilik sağlanabilecek mi? Azalan Verim İlkesi gereği farklı bir durum beklenebilir mi?
• ABD'li üreticiler vaad edilen verimin düşüklüğü nedeniyle GDO tüccarlarına dava açtıkları biliniyor.
GDO ile Verim Artışı mı Yoksa Dışa Bağımlılık mı?
- Global Tekelleşme:
• En önemli GDO üreticileri : Monsanto (2003 yılı pazarın %90'ı), Du Pont / Pioneer, Syngenta ve Dow/Mycogen
• Bu Firmalar GDO dışında zirai ilaç ta üretmekte / küçük firmaları satın almakta, yutmaktadır.
ESKİ YENİ SÖMÜRÜ
Eskiden Sömürü: “Ülkelere Bağımlılık” idi
Şimdilerde Sömürü “Çok Uluslu Şirketlere Bağımlılık”
- Tohumlar patentlenmektedir • Yaşam Patentlenmektedir:
• Birkaç gen aktarılan “Yeni Çeşit” firmaların mülkiyetine girmekte ve “Yeni Piyasa” kurgulanmaktadır.
• Canlıların yaşam hakkı elinden alınmaktadır,
• Canlılar üzerinde mülkiyet hakkı alınmaktadır
- Çiftçiler, terminatör gen taşıyan kısırlaştırılmış GDO tohumlarını her yıl yeniden almak zorunda kalmaktadırlar • Çokuluslu Tekel Bağımlılığı
- Çiftçilerin mahsullerinden elde ettikleri tohumları yeniden üretimde ekim amaçlı kullanma hakları ellerinden alınıyor.
• Bunun önüne geçebilmek için komşu ispiyonculuğu, dedektif tutma gibi önlemler alınıyor.
• Bugüne kadar 100'ün üzerinde çiftçi mahkeme sürecinden kurtulmak için ürünlerini yaktı, tazminat ödedi, banka hesaplarını incelemeye açtı, hapse girdi
GDO PESTİSİT KULLANIMINI VE ÇEVRE KİRLİLİĞİNİ AZALTIYOR MU ?
Biyolojik Çeşitlilik:
• Bir bölgedeki canlı türlerinin çeşitliliği
• Aynı tür içerisindeki bireylerin farklılığını yaratan genetik çeşitlilik
• Canlıların yaşam alanları ve yaşamsal davranışlarındaki çeşitlilik – habitat ve niş çeşitliliği
- Tüm Avrupa'da yaklaşık 11.500 bitki türü
- Britanya Adası'nda yaklaşık 2 000 bitki türü
- Sadece Türkiye'de 11 000 bitki türü (bunun yaklaşık 3 000 – 3 500 endemik)
- Arılar, kelebekler ve rüzgarlar GDO'lu polenleri alıp, komşu tarla ya da köylerdeki geleneksel ekimin üzerine bırakıyor.
- Civardaki aynı türden bitkiler de aynı gen karakterlerine (böcek ve ot ilaçlarına karşı direnç) hem de çok daha hızlı sahip oluyor.
• Meksika'da yapılan bir araştırmada 138 çiftlikten alınan 411 numune grubundaki 2000 bitkide gen analizleri sonucunda ABD'de insan tüketimi yasak olan AgroEvo – Starlink mısır çeşidindeki protein Bt-Cry9c geni bulundu
- Dominant karakterli
- Özellikle yabanıl varyetelere alan daraltımı ile vurulan darbeye bir de gen aktarımı darbesi ekleniyor
- Toksik gen taşıyan GDO bitkilerinden etkilenen zararlı böceklerle beslenen faydalı böcek türleri ve kuşlar da olumsuz etkileniyorlar
• Kanada'da üretilen bir
-ABD'de
(Impacts of Genetically Engineered Crops on Pesticide Use in the United States: The First Eight Years, Dr. Charles M. Benbrook Northwest Science and Environmental Policy Center Sandpoint Idaho November 25, 2003.)
GDO UCUZ VE KALİTELİ ÜRÜN SAĞLAYABİLİYOR MU?
GDO vs Ucuz ve Kaliteli Ürün?
- Kendi / yerli tohumunu üretemeyen ülkenin, kullanamayan çiftçinin patentli ithal tohumluklara aktaracağı finansman!
- Kalite :
• Kısaca, insanın ihtiyaçlarına/isteklerine cevap verebilme durumudur.
• Görece bir kavramdır.
• GDO'ya insanoğlunun her ne koşulda olursa olsun gerçekten ihtiyacı var mıdır ?
Kuzey Karolayna Üreticilerinin 2000 Yılı Bollgard Pamuk Üretiminde Performans Beklentileri
Hindistan'ın Mehboobnagar Bölgesinde Bt pamuk ürünündeki sorunlar Tarım Direktörü tarafından aşağıdaki maddeler halinde rapor edilmiştir;
1. Koza oluşumundan önce kuruma ve düşme
2. Koza sayısında azalma
3. Küçük koza oluşumu
4. Çok kısa lif uzunluğu,
5. Koza kurduna karşı çok düşük direnç ve koza kurdu kon
6. Düşük verim (MECH 162 çeşidinde 2 -3 quintals),
7. Düşük Pazar değeri,
8. GDO'suz pamuğa göre düşük kar-zarar oranı
GDO SAĞLIĞIMIZI TEHDİT EDİYOR MU ?
- Yatay Gen Transferi
- Durgun Virüslerin harekete geçmesi
- Karnabahar Mozaik Virüsü ile diğer virüsler arasında yeni bulaşıcı diziler oluşturabilecek rekombinasyonlar oluşması
- Alerjik Reaksiyonlar
- Toksik Etkiler
- Antibiyotiklere Direnç
Bir Fare Denemesi
Rus bilimciler GDO'lu soya, GDO'suz soya ve soyasız beslemeye tabi tuttukları fareler arasındaki gelişim farkını araştırmışlar; 3 grup fareden GDO'lu soya ile beslenenlerin yavruları diğerlerine göre daha küçük doğmuş ve gelişimleri de diğerlerinden daha zayıf olmus.
3 hafta içinde GDO'lu soya ile beslenen farelerin yavrularının % 60'a yakını ölmüş
Ölüm oranı GDO'suz soya ile beslenenlerde % 9, soyasız beslenenlerde % 7 oranında gerçekleşmiş.
TÜRKİYE NE YAPMALI?
- Kendine yeterli bir ülke olmak çabasından vazgeçilmesi sonucunda Bağımlılığı derinleştirmeye çalışan politikalardan vazgeçmeli.
- Biyogüvenlik Yasa'sını derhal çıkarmalı. Ancak;
• Tasarlanan Şekliyle GDO'nun Yasallaştırılması Amacıyla değil tümden yasaklanmasını amaçlamalıdır.
• “Tüketiciyi Korumak” adı altında “Etiketleme” değil “Yasaklama” getirmelidir.
• Değil GDO, ürün katkı maddelerini konusunda dahi bilinçsiz bir toplumun sağlığını riske atmamalıdır.
- Mevcut yasalara işlerlik kazandırmalı ve girişi yasak olan GDO'lu ürünlerin ACİLEN analiz laboratuar olanaklarını oluşturmalıdır!
- Gümrüklerde Beyana değil Analize dayalı Denetim Sağlanmalıdır !
- GDO'lu ürünler konusunda kendi araştırmalarını yapabilmelidir.
- GDO değil Genetik Islah Teknolojisini kendisi üretmelidir.
- Tarımda girdiden çıktıya tüm alanlarda bağımlılık zincirini kıran, kendi potansiyelini kullanan ULUSAL BAĞIMSIZ bir politika izlemelidir.
TÜKETİCİLERİN BİLGİ EDİNME HAKKI
Tüketicilerin;
• Ne yediğini ve ne içtiğini bilme,
• Gıdanın özellikleri, riskleri, tehlikeleri hakkında tam ve doğru bilgilenme hakları vardır.
- Peki Bu Mümkün mü ya da Gerçekleştirilebiliyor mu?
İzlenebilirlik; Üretim için tüm girdilerin işletmeye girişinden, üretilen ürünün toptan veya perakende satıldığı satış noktalarına ulaşıncaya kadar olan sürecin kayıt altına alınması suretiyle geriye dönük bilgi edinilmesi
- Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın Yeterli Teknik Denetim Elemanları (Gıda Kon
- Yeterli araç ve finansman var mı?
- Denetimler yeterli mi?
- Türkiye'de 2006 yılında Gıda Satış Yeri Denetim Sayısı: 147.000 (Kaynak TKİB)
- Türkiye Toplam Gıda Satış Yeri: 400.000 (yaklaşık)
- Denetimlerin
2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.
Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.
Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.
Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı
Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.
Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.
Yorum Yap
Yorumlar