Kanserin artması bu gibi gıdaların bilinçsiz tüketimine de bağlıdır. Bugün ABD, İngiltere, Rusya ve birçok AB ülkesi koruyucu katkıların kullanımını yasaklamıştır. Bu ülkelerde bilinçsiz tarım ilaçlarının kullanılması, et ve süt hayvanlarının zararlı gıdalarla beslenmesi de etkin önlemlerle önlenmiştir.
Zararlı katkı maddesi içeren gıda sorunu için Türkiye ne yapmalı?
Şimdi burada sorunun birçok yönü var. Birincisi, gıda maddelerini izinsiz, merdiven altında üreten, gramajı ile oynayan ve ucuza mal etmek için yabancı, sağlığa zararlı maddeler katan işletmeler var. Bakanlık ve yetkili kurumların denetimi ve tüketicinin bilinçlenmesiyle kısmen önlenecek bir durum bu. Burada yasal mevzuat, bu gibi firmalarla etkin mücadeleye cevaz veriyor. Bu firmaların deşifre edilmesine gelince, zaten tespit edilmişse yakında kokusu ortaya çıkar. Resmi olarak açıklanmasa bile bu firmalar ve ürünleri vatandaşın kulağına gider.
Ancak burada Türkiye, AB standartlarını uygulamalı ve daha ciddi, etkin önlemler geliştirmeli. Ruhsatı iptal edilen ve suçüstü yapılan marka ve ürünler teşhir edilerek piyasaya bir daha girmemesi sağlanmalı. İnsan sağlının önüne hiçbir yasanın ve ticari koruyuculuğun geçmemesi gerekir. Bakanlık, elindeki kanıtlar sağlamsa bunu kamuoyunu ile paylaşmalı ya da bu konudaki yasal düzenlemeleri bir an önce yapmalı.
Katkı maddeleri sorunu çözülür mü?
Tıp biliminin zararını kesin olarak tespit ettiği ve yasal izinle kullanılan katkı maddeleri var.
Bu katkı maddeleri gıda ürünlerinin raf ömürlerini uzatmak için kullanılıyor.
Bu gıda katkı maddelerinin yasal sınırları vardır. Bunlarda E kodu ve numaralarıyla gösterilir. Ama yasal sınırların insan sağlığı için güvenli sınırlar olmadığı ortaya çıkmıştır.
Mesela E 330 kodlu gıda katkısının en tehlikeli kanserojen madde olduğu ortaya çıkmıştır ve ne yazık ki, birçok hazır gıdada ve gazlı içecekte bulunmaktadır. Vatandaşların bu tür hazır ve gazlı içecekleri mümkün olduğunca az tüketmelerini tıp bilimi öneriyor.
Katkı maddeleri sınıflandırılır mı?
Evet, bir sınıflandırma yapabiliriz. Zararsız katkılar, şüpheli katkılar, tehlikeli katkılar olmak üzere sınıflandırabiliriz mesela. Bu bize her katkı maddesinin zararlı olmadığını ancak bilinçli tüketici olmak için, bu katkı maddelerini öğrenmemiz ve etiketi olmayan, etiketinde katkı maddesi belirtilmeyen ürünleri satın almamamız gerekir.
Kanserin artması bu gibi gıdaların bilinçsiz tüketimine de bağlıdır. Bugün ABD, İngiltere, Rusya ve birçok AB ülkesi koruyucu katkıların kullanımını yasaklamıştır. Bu ülkelerde bilinçsiz tarım ilaçlarının kullanılması, et ve süt hayvanlarının zararlı gıdalarla beslenmesi de etkin önlemlerle önlenmiştir. Buradaki ilke, insan sağlığından daha önemli hiçbir şeyin olmaması. Bu konuda ilgili meslek örgütlerine ve basına önemli görevler düşmekte.
2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.
Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.
Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.
Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı
Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.
Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.
Yorum Yap
Yorumlar