Reklâmı yapılan gıdaları evimize sokmuyoruz!

'Ülke bir gizli el tarafından kanser ediliyor ve sağlık raporu olandan dahi katkı parası alınmaya başlandı, uyanın! Artık kanser olanlar dahi parasız sağlıktan yaralanamaz hale getiriliyor. Parası olanda sorun yok ama ya parası olmayan ne olacak? '

Reklâmı yapılan gıdaları evimize sokmuyoruz!

Yarımada Çevre Platformu Sözcüsü, Çevreci Yazar Ümit Bora'nın yazısı...

Bizim bağlantımız ve sponsorumuz yok, onun için çok rahat yazıyoruz.  Bekliyoruz ki bir üretici çıksın "Bakın benim ürettiğim mallarda katkı yok ve insanlara canlılara kesinlikle zarar vermez" desin. 

İşte gerçek raporlar elinde kanıtlanmış üretici veya üreticiler ortaya çıkarsa onları tanıtırız. Yok çıkmıyor neden? 

Bakın bizim açıklamalarımızı isteriz ki bilim adamları yapsınlar. Ama bilim adamlarımız içinde muhakkak çok yürekliler var olmasına rağmen inanın yarım yarım konuşuyorlar.  Şunları yiyin bunları yemeyin diyen bilim adamları hangi markayı yemeyelim dediğinizde susuyorlar. Şimdi bize "sen bu markaları açıkla" dersiniz.  İnanın en çok reklâmı yapılan gıdaları evimize sokmuyoruz. Bilim adamları bazı bazı çıkıyorlar ve stoklarda gıda maddesi birikmişse "bak işte söylüyorum bu gıda kollestrol yapmaz" diye ara ara reklâm yapıyorlar.  Bu bilim adamlarına sorun bakayım "bu övdüğün gıda maddesi nerenin üretimi? içinde doğal ne var? İçinde hormon var mı?" Örnek olarak bu bilim adamlarına sorun "köy tavuğu mu, köy yumurtası mı, tavsiye edersin? Yoksa çiftlik mi?"  Köy tavuğu 1 senede kesime ulaşmakta, çiftlik tavuğu 45 günde kesime gitmektedir. 

Bir bayan bakkal da geçen gün "benim 2 çocuğum var ve 2 si de olağanüstü kilo aldılar, bundan sonra ne yapacağım?"diyordu.  Bilhassa minik yavrular hormonlu gıdalarla beslendiği müddetçe kızlar erkekleşiyor, erkekler kız gibi oluyorlar.  Genetiği ile oynanmış tohumlarla üretilen gıdalardan beslenen insanlarımızda kısırlık yaptığını araştırmalara dayalı açıklamıştık.  Bu açıklamalarımız yazılı ve görsel basında tartışılıyor ve bize hak verenlerin sayısı her gün biraz daha artıyor.  Ülkemizde gıda denetiminin resmi olarak yapılmadığını, her üreticinin kendi kendini denetlediğini, istediği her raporu dosyasına para verip koyduğunu açıklayıp duruyoruz. 

Tarım Bakanlığı geçen gün bizim ÇETKODER'in gıda denetlenmesinin olmadığı yazısına açıklama getirmiş ve "üretimden tüketime denetim var" demişti.  Biz de hemen "hangi üründe resmi denetim var?" dedik, Tarım Bakanlığından hiç ses çıkmadı.  Şimdi kulağımıza Bakanlığın her yaptığı gıda denetimi yönetmeliğinin hatalı oluşu nedeniyle Anayasa mahkemesi tarafından sürekli iptal edilmesi neticesi kara kara düşünüyorlarmış! Acaba bu gıda denetimini ne yapsak?  Belediyelere mi versek?  Gıda denetimi ni Ziraat Mühendisleri mi, Gıda Mühendisleri mi, yoksa Veteriner hekimler veya Doktorlar mı yapsın?  Tarım Bakanlığımız bizleri yani vatandaşlarımızı çok seviyor ve çok ilgileniyorlar ülke toptan kanser olma yolunda. 

Sabah bakkalım "Allah aşkına yaz, 2 binada toplam 75 daire ve sadece benim bildiğim 5 kanserli hasta bu binalarda aşıyor" dedi.  Bakkal amca ilave etti "bu bana kanser olduğunu açıklayanlar, diğerlerinin kaçı kanser veya olmak üzere soramıyorum" dedi.  Her gün gıda fabrikalarından ihbarlar geliyor!  Son ihbar çok tanınmış bir sucuk fabrikası üretim çalışanından!  "Sucuklara bol miktarda nişasta katıyorlarmış" diye.  Aynı ihbarı yapan ilave ediyor "daha neleri açıklayacağım bekleyin" diyor.  Aslında herkesin gıda fabrikalarında yakını, akrabası ve komşusu çalışıyor bir sorun "ürettiğiniz mamulü yermisin?" de sana üretimin künyesini ortaya döksün.  Bir başka ricam Google "KATKILI GIDALAR" deyin tıklayın.  Neler yazılı bir bakın!  Helal mi ararsın, haram mı ararsın okuyup bilgilenin.  Peki, bu denetimsizlik niye?  Çünkü denetlenen gıdaları üretenlerin foyaları ortaya çıkarırsa çok büyük maddi zararlar görür ve markaları biter, fabrikaları kapanır ondan.  İyi takip edenler bilir, sorunlu gıda üreticileri hergün hükümet yetkilileri veya partililerle iç içe ya yemekteler, ya otellerinde onları ağırlıyorlar.  Bazen de onları aynı uçakta veya teknelerde yan yana görebilirsiniz.  Bu durumlar ileri ülkelerde olsa hükümetler düşer resmi yetkililer istifa ederler, bizde hiçbirşey olmuyor neden? 

Bodrum'da çevreci kardeşlerim TBMM Çevre komisyonu milletvekillerinin 125 kg. Çipura kültür balığını resmi arabaya yüklerken görüntülemişlerdi.  Malumunuz bu 125 kg. kültür Çipura balığı için savcılar harekete geçmedi ve "Balıktan rüşvet olmayacağı resmi olarak ülkede kanıtlandı"  Bu 125 kg Kültür Balığını resmi Milletvekillerine hediye eden üretici neyin karşılığı bu işi yapmıştı?  O görüntüleri sorgulayın ve kendi kendinize bir sorun "Bu gıda üreticileri ile resmi yetkililer vatandaşın ne yiyeceğine nasıl karar veriyorlar acaba?" 

Peki, küçük merdiven altı gıda işletmeleri nedir?  Onlarda büyüklerin denetlenmediği bir ortamda sizlere kiremit tozu, barsak kalıntısı, kedi, köpek ve eşek gıdasını yok fiyata sürümden kazanarak yedirmekle yarış halindeler.  Lütfen yazdıklarımıza destek olun ve tepkilerinizi yüksek sesle topluma duyurun.  Ülke bir gizli el tarafından kanser ediliyor ve sağlık raporu olandan dahi katkı parası alınmaya başlandı, uyanın!  Artık kanser olanlar dahi parasız sağlıktan yaralanamaz hale getiriliyor.  Parası olanda sorun yok ama ya parası olmayan ne olacak?  Malumunuz hükümet "sağlık parasız olacak" demiş ve sağlık ocaklarını kapatmıştı.(sağlık ocaklarında para alınmıyordu)  Sağlıkla mutlu kalın.(yazdık ama nasıl olacak ben de bilmiyorum)  (gıdaclub)

Yorum Yap

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı!
CHP'den eksik ama doğru tohum hamlesi

CHP'den eksik ama doğru tohum hamlesi

2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.

Bayer insanlığı kanser yaptığını kabul etti

Bayer insanlığı kanser yaptığını kabul etti

Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.

GDO'lu tohum yok cümleleri yalanmış, işte gerçekler

GDO'lu tohum yok cümleleri yalanmış, işte gerçekler

Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.

Meyve ve sebzelerdeki büyüme hormonuna dikkat

Meyve ve sebzelerdeki büyüme hormonuna dikkat

Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.

Şeker ve şekerli içecekler kanser riskini artırıyor

Şeker ve şekerli içecekler kanser riskini artırıyor

Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.

Gerçekler er geç ortaya çıkar: İşte ilginç bir araştırma

Gerçekler er geç ortaya çıkar: İşte ilginç bir araştırma

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı

'Aflatoksin içermeyen süt bulamadım'

'Aflatoksin içermeyen süt bulamadım'

Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.

Yerli sığır ırklarımız ve sağlıklı süt

Yerli sığır ırklarımız ve sağlıklı süt

Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.

Gıda Hareketi bir kez daha haklı çıktı

Gıda Hareketi bir kez daha haklı çıktı

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.