Devlet yetkilileri yabancılara zarar verdiği düşünülen ilaçların Türklere zarar vermediği mi düşünüyor acaba? Çünkü Rusyanın ilaç kalıntısı olduğu için reddettiği sebze ve meyve iç pazara sürüldü.
TÜSPAF Başkanı Mehmet Çakman, ilaç kalıntısı yüzünden Rusya ve diğer bazı ülkelere, ihraç edilemeyen meyve ve sebzelerin iç piyasaya sürüldüğünü iddia etti.
Türkiye Sebzeciler, Meyveciler ve Seyyar Pazarcılar Federasyonu (TÜSPAF) Başkanı Mehmet Çakman, ilaç kalıntısı yüzünden Rusya ve diğer bazı ülkelerin ambargosu sonucu, ihraç edilemeyen meyve ve sebzelerin kontrolsüz şekilde iç piyasaya sürüldüğünü iddia etti.
Çakman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçtiğimiz günlerde Rusya ile imzalanan, sebze ve meyve ihracatında bir sorun yaşanması durumunda ülkeye değil, hata yapan firmaya yaptırım uygulanmasına ilişkin, ek memorandumun üreticiler açısından çok sevindirici olduğunu belirtti.
Meyve ve sebzelerin ilaç kalıntılı olmaması için, ilaçlamadan en erken 2 gün sonra toplanması gerektiğine dikkati çeken Çakman, ancak bazı ihracatçı firmaların, gelen yoğun talep üzerine üreticiyi ''erken toplama'' konusunda zorladığını kaydetti.
Çakman, Rusya ile son yıllarda yaşanan ilaç kalıntılı ürünlere yönelik boykotun ardından, bu ürünlerin iç piyasaya verildiğini dile getirerek, ''Yabancıların, 'insan sağlığına zararlı' diye ülkelerine sokmadığı ilaç katkılı meyve ve sebzeler, hiçbir kontrole tabi tutulmadan Türk halkına satılıyor. Türk insanının hayatı, yabancılardan daha az mı değerli?'' dedi.
''HALLERDE KONTROL MERKEZLERİ KURULMALI''
Vakit geçirmeden tüm kentlerdeki hallerde kontrol merkezleri kurulması gerektiğini vurgulayan Çakman, ihracatta olduğu gibi iç piyasaya ilaç kalıntılı mallar veren üreticilere de ihtar ve değişik cezalar verilmesi gerektiğini belirtti.
Çakman, bu konuda özellikle ziraat odalarına büyük görev düştüğüne işaret ederek, ''Birçok ürün 'Nasıl olsa denetim yok' düşüncesiyle iç piyasaya veriliyor. İç piyasaya verilen veya ihraç edilen ürünler sıkı bir şekilde denetlenmeli. Bu denetim sağlanırsa, herkes sağlıklı gıdalar yer. Hem bu sayede herkes birbirini denetler'' diye konuştu.
Türkiye'de üreticilerin düşük fiyat, tüketicilerin ise hormonlu ve ilaç kalıntılı sebze-meyve tüketiminden şikayetçi olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
''Tarım üretimi bir programa bağlanmalı. Bu programı da Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yapmalı. Türkiye'nin neresinde hangi ürün, ne rekoltede üretilecek, bunlar belirlenmeli. Tarım il müdürlükleri ve ziraat odaları da çiftçiyi üretim konusunda bilinçlendirmeli. Ekim, ilaçlama, hasat toplama gibi konularda üreticilere uzmanlar tarafından bilgiler verilmeli. Eğer bu sağlanırsa, ilaç kalıntılı ve hormonlu gıdalar dahil tüm sorunlar çözülmüş olur. Üretici malını kazanç sağlayacağı şekilde satar, tüketici de meyve ve sebzeyi güvenle yiyebilir.''
Hormonlu sebze ve meyve ihraç edenlere ceza
‘Acı patlıcanı kırağı çalmaz' mı? makalesi için tıklayın.
2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.
Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.
Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.
Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı
Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.
Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.
Yorum Yap
Yorumlar