Danimarka Metropolitan Üniversitesi gıda sosyolojisi ve pazarlama stratejileri uzmanı Jon Fuglsang özellikle çocuklar tarafından tüketilen şekerlemelerle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Günümüzde birçok şekerleme üreticisinin pazarlama stratejisini 'sağlıklı' yada 'doğal' gibi sloganlar üzerine kurduğunu belirten Fulgsang, "Sağlıklı şekerleme fikrinden vazgeçmeliyiz, çünkü öyle bir şey yok." dedi.
"Önümüzdeki günlerde herhangi bir süpermarkete gittiğinizde kontrol edin. Şekerleme paketlerinin büyük bir bölümünün üzerinde 'şeker yoktur', 'doğal', 'yapay renklendirici yoktur' gibi sloganlar göreceksiniz." diyen Fuglsang bu ifadelerin doğru olsalar bile şekerlemelerle ilgili gerçeği tam anlamıyla ifade etmediklerini savundu. Fuglsang, bu tür sloganların tüketiciler üzerinde şekerlemelerin içeriğinin tamamen sağlıklı olduğuna dair bir illüzyonun oluşmasına neden olduğu söyledi.
Şekerleme sanayinin ürünlerini pazarlarken genellikle 'doğal' kelimesini kullandığına dikkat çeken Fuglsang, ortada ciddi bir etik problemin olduğunu belirtti.
"İnsanların zihnindeki doğallık kavramını acımasız bir şekilde tahrip ediyorlar. Sürekli insanları aldatmanın ve etik değerlerin sınırlarında geziniyorlar. Oysa gerçeğe baktığınızda herhangi bir şekerlemenin doğallıkla uzaktan yakından bir ilgisi yoktur." diyen Fuglsang, şekerleme paketlerinin ön yüzünde büyük puntolarla 'doğal' yazdığını oysa paketi çevirip arka tarafına baktığınızda içerisindeki doğal olmayan maddelerin listesinin bulunduğunu belirtti.
Öte yandan Danimarka Tüketici Konseyi de şekerleme üreticilerini yakın takibe almış durumda. Benzer şikâyetlerin son dönemde birçok tüketici tarafından kendilerine ulaştırıldığını söyleyen Tüketici Konseyi Danışmanı Carmilla Udsen, "Tüketici Konseyi olarak biz de mevcut durumdan memnun değiliz. Çocuklardaki şekerleme alışkanlığı artıyor. Gerekli önlemleri almak için elimizden geleni yapıyoruz." dedi.
iyibilgi
2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.
Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.
Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.
Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı
Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.
Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.
Yorum Yap
Yorumlar