Doç. Dr. Nuh Poyraz'dan Sebze ve meyvelerdeki ilaç kalıntılarıyla ilgili önemli açıklamalar...
Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Korumu Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nuh Poyraz yaptığı açıklamada, haşereyle ya da hastalıkla mücadelede etkin ilaçların, usulüne uygun kullanılmaması durumunda ciddi sağlık sorunlarına yol açacak durumların ortaya çıkabildiğine dikkati çekti.
Doç. Dr. Poyraz, bazı ilaçların ürünün sadece yüzeyinde biriktiği için basit bir yıkamayla bertaraf edilebildiğini ancak, kimi ilaçların ise ürünün öz suyuna kadar işlediği için; ilacın zararlı etkisinin, bir haftadan 90 güne kadar değişen sürelerde ancak yok olduğunu belirtti.
Türkiye'de kontrollü ilaç kullanımı henüz tam olarak yaygınlaşmadığı ve çiftçi bilinci yeterince gelişmediği için özellikle sık toplanan sebzelerde ilaç kalıntısı sorunuyla karşılaşıldığını anlatan Doç. Dr. Poyraz, şunları kaydetti:
''Çiftçi, ürününü tarım ilacının reçetesinde belirtilen süreyi beklemeden pazara getirebiliyor. Tolerans değerlerinin üzerinde ilaç kalıntılı sebze-meyve yiyenlerde,
- yavaş yavaş gerçekleşen kronik zehirlenme
- sinir sistemi, sindirim sistemi ve böbreklere zarar verme
- tüm iç organlarında ciddi tahribata sebep olma gibi tehlikeli sorunlara neden oluyor.
Bugün, ilacın bitkiye uygulaması ile hasat arasında geçmesi gereken süreyi çiftçimizin uyguladığını söylemek çok zor. Çiftçinin ilaçlama ve hasat işleminin kayıt altına alınması, yani denetmen gözetiminde olması gerekiyor. Denetimli Tarım Sistemine, İyi Tarım Uygulamaları'na bir an önce geçilmesi gerekiyor.'' (aa)
Dünyanın en büyük Tarım İlaçı üreticilerinden Bayer İlaç'ın Türkiye Genel Müdürü Dr Sebastian Guth
"TÜRK ÇİFTÇİSİ, TARLAYA NE KADAR ÇOK İLAÇ ATARSAM O KADAR İYİ SONUÇ ALIRIM DİYE DÜŞÜNÜYOR."
(Aksiyon)
2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.
Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.
Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.
Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı
Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.
Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.
Yorum Yap
Yorumlar