Hollandalıların ikinci lale soygunu gümrük muhafaza ekiplerinin başarılı operasyonuyla son anda önlendi.
Mehmet Koca'nın haberi
Türkiye'yi “soyup soğana” çeviren bitki hırsızları, özellikle Anadoluda vatandaşların da yardım duygularını da istismar ederek en değerli bitkilerimizi adeta talan ediyor. Hollanda, İngiltere, Belçika, İsviçre vatandaşlarının başını çektiği endemik bitki avcıları Karadeniz yaylaları, Kuzey Toroslar, Erzurum ve Erzincan dağları ile Tunceli yaylalarından topladıkları değerli bitkileri ülkelerine kaçırıyor.
Dünyada sadece Erzurum Karayazı'da yetişen lalelerin, en son 57 adet soğanını sökerek yurt dışına götürmeye çalışan 2 Hollandalı'nın yakalanmasıyla yeniden gündeme gelen bitki kaçakçılığında, ülkemizin nasıl talan edildiğini gözler önüne serdi. Türkiye dağlarına yıllardır yapılan doğa turlarının büyük çoğunluğu Batılı ilaç şirketleri finanse ediyor. Tura katılanların çoğunu “doğa tutkunu” üniversiteli gençler oluşturuyor.
İçlerinde toplanacak endemik bitkileri belirleyen “akademisyenler” bulunuyor. Masum doğa turları dağlarda büyük bir bitki soykırımına dönüşüyor. Çoğu zaman bu turlarda bitki toplayanlar bile ellerindeki bitkilerin “nadir” olduğunu, büyük bir kaçakçılığın parçası haline geldiklerini yıllar sonra farkediyor. Tur sonunda toplanan bitki soğanları, kökleri ya da tohumları ilerleyen yıllarda özel seralarda üretilen sanayi bitkisi haline getiriliyor.
Kapıkule'de dün yakalanan Hollandalı Franciscus ve Linschoten'in kullandığı aracın özel olarak tasarlanması, GPS sistemleri ve toplanan bitki tohumları için hazırlanan özel bölmeler kaçakçıların bu konuyu ne kadar ciddiye aldıklarını gösteriyor.
Türkiye kaçakçılar için en gözde ülke
Türkiye'nin dağları, endemik bitki açısından dünyanın en zengin bahçelerinden biri olarak kabul edilir. Başta ilaç, kimya, kozmetik ve bioteknik endüstrisinin temel hammadde ihtiyacının büyük bölümü, endemik tür olarak kabul edilen bitkilerden karşılanır.
Bu bitkilerin üretiminin kısıtlı olması kaçakçılığı bir sektör haline getiriyor. Kapıkule'de yakalanan bitkiler ise insanlığın henüz yenemediği iki hastalığın tedavisinde umut olarak kabul ediliyor. Erzurum kökenli ters laleler için TÜBİTAK ile bazı üniversitelerin bünyesinde kanser ve alzheimer hastalığının tedavisinde kullanılmak üzere deneyler yapılıyor.
Ters lale, çiğdem, ayı gülü, Toros lalesi, Toros nergizi, acı yavşan, ökse otu, bazı ısırgan türleri, yaban zakkumu, çakşır otu kaçakçıların en gözde bitkileri arasında bulunuyor. Türk bilimadamları bu bitki türleri için “paha biçilemez” derecede önem verdiği otlar turist karavanları, Antalya ve Bodrum sahillerine demir atan botlarla yurt dışına çıkarılıyor.
Türkiye dağlarında, dünyanın başka hiç bir ülkesinde yetişmeyen 3 bin 500 endemik bitki türü bulunuyor. Avrupa ülkelerinin tamamında 7 bin 100 tür endemik bitki bulunurken, bu sayı Türkiye'de 12 bini buluyor. Bu bitkilerin yurt dışına çıkması izne bağlı.
Türkiye
2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.
Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.
Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.
Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı
Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.
Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.
Yorum Yap
Yorumlar