GDO hakkında değerlendirmelerde bulunan Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Genel Başkanı Kemal Özer; “Tarım Bakanı başta olmak üzere, siyasi iradeyi temsil eden herkes GDO’yu yasakladıklarını söylemekte idiler. Ancak Tarım Bakanı, GDO’yu yasaklamadıklarını resmen itiraf etti' dedi.
GDO yönetmeliğinin yayınlanmasından sonra Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi yönetmeliğin yürürlüğünün durdurulması ve iptali için, Danıştay'a dava açmış ve Danıştay da yönetmeliğin yürürlüğünü durdurmuştu. Yönetmelikle ilgili dava halen devam etmektedir. Ancak buna karşın Tarım Bakanlığı, yönetmeliği iki defa değiştirmiştir. Her iki değişiklikte toplumun istekleri yönünde değil, GDO lobilerinin istekleri çerçevesinde ‘kapsam genişletilmesi' şeklinde yapılmıştır.
GDO tartışmaları devam ederken, adeta ‘kırmızı kitap' gibi saklanan ‘Ulusal Biyo Güvenlik Yasa Tasarısı' ani bir kararla TBMM'ye sevk edildi. 19 Ocak günü komisyon görüşmeleri başlayan GDO yasası, toplumsal beklentilerin aksine; AK Partili milletvekillerince ‘GDO'nun ekimine izin verilmesi', MHP'li milletvekillerinin GDO'culara yönelik uygulanacak ‘ihlal cezalarının hafifletilmesi, CHP'li milletvekillerinin yasanın ‘ivedilikle çıkartılması' yönündeki görüş ve önergeleriyle ‘siyasetin yeni ortak paydası' ortaya çıkmıştır.
GDO yönetmeliği tartışmaları sırasında, Milletvekillerinden Murat Özkan, Hasan Macit, Ahmet Küçük, Tayfun Süner, Abdullah Özer ve Rasim Çakır'ın Tarım Bakanı tarafından cevaplanmak üzere TBMM Başkanlığı sundukları soru önergesine, Tarım Bakanı Mehdi Eker 17 Ocak 2010 tarihinde yazılı cevap vermiştir.
Mezkûr milletvekillerinin sorularına yazılı cevap veren Bakan Mehdi Eker, bugüne kadar dile getirdiğinin aksine, ‘GDO'yu yasaklamadıklarını “Yasa, GDO üretim alanlarında kısıtlama getirmektedir” cümlesiyle açıkça itiraf etmektedir. GDO'nun zararlarını, “GDO'lardan diğer canlılara gen kaçışı veya GDO'ların istenmeden üretim alanları dışına taşınması risklerine karşı, GDO üretiminin, ülkemiz için önemli biyolojik çeşitlilik ve genetik kaynakların bulunduğu ve korunduğu alanlardan belli bir uzaklıkta tutulması gerekmektedir” diyerek GDO'lu ekim konusunda açık kapı bırakan Bakan Eker; “Avrupa Birliği'nde, ilgili mevzuata göre izin almamış GDO'lu ürünlerin gıda ve/veya yem olarak ithalatına, kullanımına veya üretimine izin verilmemektedir. AB'de hâlihazırda GDO'lu ürünler ile ilgili olarak, tescil edilmiş genlere izin verilmekte ve GDO'lu ürünlere etiketleme kuralı getirilmektedir” diyerek, GDO'ları izin alan ve almayan şeklinde ikiye ayırdıklarını ve bazı GDO'lu ürünlerin bazılarına izin vereceklerini bazılarına da izin vermeyeceklerini açıklayarak bugüne kadar kamuoyuna gerçeği söylemediklerini de açıkça itiraf etmişlerdir.
Kamuoyuna şu gerçeği bir kez daha hatırlatıyoruz ki; başta Tarım Bakanı olmak üzere siyasi irade, kamuoyuna GDO konusundaki samimi görüşünü açık yüreklilikle açıklayamamaktadır. Anadolu tabiriyle sürekli çalıyı dolanmaya çalışmakta ama bunda da başarılı olamamaktadır. Tarım Bakanlığı'nın gerçek planı: Tohum, zorla tür içi gen transferiyle hibritleştirilip ve yine zorla gen değişikliğiyle GDO'lu hale getirilerek, insanlığın ortak mülkü olmaktan çıkarılıp; küresel, emperyalist ve kapitalist şirketlerin özel mülkiyetine geçirilmesini sağlamaktır.
Dünyanın bela, sağlıksız, kısır ve kısırlaştırıcı, toplumları küresel güçlere bağımlı hale getiren, çiftiçi ve tüketicilerin ekonomik olarak çökertilmesini sağlayan, besin ve vitamin değeri düşük, sağlıksız ilaç ve gübrelerle tüm canlıların ve çevrenin sağlığının bozulmasına ve de aşırı petrol tüketimine neden olan hibriti tohumu masum ve iyi bir iş gibi savunurlarken, aynı ve daha fazla sorunlara neden olan GDO konusunda ise gerçeği örtmeye çalışmaktadırlar. Tüm kamuoyu bilmeli ki: Hibrit ne ise GDO odur. GDO ne ise hibrit de odur. Biri yararlı diğeri zararlı değil, ikisi de hem siyasi, hem ekonomik, hem sağlık, hem de devletlerin ve milletlerin bağımsızlığı açısından dünyanın kurulduğu günden bu yana insanlığın karşı karşıya kaldığı en büyük tehlikedir. Bilinmelidir ki; hibrit ve GDO karşısında ‘Atom Bombası' daha masum kalmaktadır” dedi
İŞTE TARIM BAKANI'NIN CEVABI
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI
Strateji Geliştirme Başkanlığı
Konu: Yazılı Soru Önergeleri
İlgi yazı ekinde alınan Giresun Milletvekili Murat ÖZKAN'a ait 7/1157, İstanbul Milletvekili Hasan MACİT'e ait 7/1158, Çanakkale Milletvekili Ahmet KÜÇÜK'e ait 7/1159, Antalya Milletvekili Tayfun SÜNER'e ait 7/1160, Bursa Milletvekili Abdullah ÖZER'e ait 7/1161, Edirne Milletvekili Rasim ÇAKIR'a ait 7/1162 esas nolu yazılı soru önergelerine ilişkin Bakanlığımız görüşleri ekte sunulmuştur.
Bilgilerinize arz ederim.
Mehmet Mehdi EKER
Bakan
YAZILI SORU ÖNERGESİ
İstanbul Milletvekili
Genetiği değiştirilmiş Organizmakr(GDO) 1990'h yılların başından beri özellikle Amerika Birleşik Devletleri, Arjantin ve Çin kaynaklı olarak ekim alanı ve ticarete konu olarak hızla büyüyen bir yapı arz etmektedir. GDO'lar konusunda birçok bilim adamı tarafından kabul gören ve Kartegena Biyogüvenlik Protokolü'nde de açıkça tanımlanmış olan; insan sağlığı, hayvan sağlığı, bitki varlığı, çevresel faktörler, genetik kaynaklar, siyasal ve sosyolojik birçok olumsuzluğa kaynak teşkil ettiği de belirlenmiş durumdadır. Bakanlığınızın tarafından Kartegena Biyogüvenlik Protokolü gereği olarak hazırlandığım bildiğimiz ve birçok meslek örgütü ve demokratik kitle örgütü tarafından koşullara bağlı olarak ta olsa, GDO'lu üretim ve ithalata izin verildiği nedeniyle ulusumuzun menfaatine görülmeyen ve tenkit edilen bir Ulusal Biyogüvenlik Yasa Taslağı bulunmaktadır. Bu bağlamda;
SORU 1-Yeni yasama yılında Ulusal Biyogüvenlik Yasa Taslağını Türkiye Büyük Millet
CEVAP 1- Cartagena Biyogüvenlik Protokolü ülkemizde 24 Haziran 2003 tarih ve 25148 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4898 sayılı Kanun ile onaylanmış ve 24 Ocak 2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu bağlamda, Bakanlığımız koordinatörlüğünde yürütülen proje kapsamında Biyogüvenlik Kurumunun da içinde olduğu " Ulusal Biyogüvenlik Kanunu Taslağı" hazırlanmıştır.
SORU 2-Ülkemizin ekolojik faktörleri, coğrafi özellikleri, mikroklima niteliği ve zengin gen kaynağı yapısıyla organik ve konvansiyonel tarımsal üretim için, doğru tarımsal politikalarla oldukça uygun niteliğe sahip yapısı GDO'lu tarımsal üretim ve ithalat yoluyla kırılmayacak mıdır?
CEVAP 2- Ülkemiz ekolojik faktörleri, coğrafi özellikleri, mikro klima niteliği ve zengin gen kaynağı yapısıyla organik ve konvansiyonel tarımsal üretim için, doğru tarımsal politikalarla oldukça uygun niteliğe sahip olmakla beraber; Ulusal Biyogüvenlik Yasa Taslağı'nın yasalaşmasıyla organik üretimin garanti altına alınması gerçekleştirilmiş olacaktır. Bu konu ile ilgili olarak söz konusu yasa taslağının "Yasaklar" bölümünde GDO ve ürünleri ile ilgili kesin olarak uygulanacak yasaklamalar belirlenmiş olup; yasaklamalar, ülkemizin rekabet üstünlüğüne sahip olduğu konular ile toplumsal hassasiyet taşıyan alanları kapsayacak şekilde düzenlenmiştir. GDO ile ilgili alman karar kullanım amacına göre belirleneceğinden ve bu karar güvenliğin sağlanması için çeşitli şartları içereceğinden, GDO veya ürününün, verilen izinde belirtilen koşullar dışında kullanılmasını ve/veya kullandırılmasını yasaklamaktadır.
Yasa, GDO üretim alanlarında kısıtlama getirmektedir. GDO'lardan diğer canlılara gen kaçışı veya GDO'larm istenmeden üretim alanları dışına taşınması risklerine karşı, GDO üretiminin, ülkemiz için önemli biyolojik çeşitlilik ve genetik kaynakların bulunduğu ve korunduğu alanlardan belli bir uzaklıkta tutulması gerekmektedir. Ayrıca, aynı koruma tedbiri organik tarım yapılan alanlar için de geçerlidir.
SORU 3-GDO'lu tarımsal üretim yaptığında ülkemizin halen en büyük pazanmız konumunda olan Avrupa Birliğine tarımsal ürün ihracatı sekteye uğramayacak mıdır?
CEVAP 3- Avrupa Birliği (AB)'nde, ilgili mevzuata göre izin almamış GDO'lu ürünlerin gıda ve/veya yem olarak ithalatına, kullanımına veya üretimine izin verilmemektedir. AB'de hâlihazırda GDO'lu ürünler ile ilgili olarak, tescil edilmiş genlere izin verilmekte ve GDO'lu ürünlere etiketleme kuralı getirilmektedir.
Söz konusu yasa taslağı ile bu konu, AB mevzuatına uyumlu hale getirilmiştir. GDO üretiminin ve ithalatının yasaklanması yoluyla Avrupa Birliği tarafından getirilen kısıtlamanın aynı şekilde ülkemizde de uygulanması amaçlanmaktadır.
Bu nedenle, AB'nin ilgili mevzuatına uygun GDO'lu tarımsal üretim yapılması halinde, ülkemizin AB'ne tarımsal ürün ihracatının olumsuz etkilenmeyeceği düşünülmektedir.
SORU 4- GDO teknolojisinin olası risklerim etkisizleştirmek ve bu teknolojinin rislderinin tamamen ortadan kalktıktan sonra kullanımı için ülkemizde var olduğunu bildiğimiz bilim adamlarımızın teşvik edilmesi ve bu konuda gerekli araştırma ve geliştirme faaliyetlerini yürütecek Bakanlığınız bünyesinde bir araştırma enstitüsü kurmayı planlıyor musunuz?
CEVAP 4- Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı 4 laboratuar (Ankara îl Kontrol Laboratuarı, Bursa Gıda Kontrol ve Merkez Araştırma Enstitüsü, Ankara Tarla Bitkileri Merkez Arastama Enstitüsü, Antalya Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü) ile 5 üniversite laboratuarı GDO Tarla ilgili analizleri yürütebilecek kapasitededir.
GDO teknolojisi ve risk değerlendirmesi ile ilgili olarak Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü bünyesinde "Genetik Olarak Değiştirilmiş Bazı Tarım Ürünlerinde Risk Değerlendirmelerinin Yapılması, Uygun Yöntemlerin Belirlenmesi ve Biyogüvenlik Bilgi Ağının Kurulması" başlıklı TÜBİTAK 1007 KAMU Projesi hazırlamış
SORU 5-Ülkemize ithal edilmekte olan mısır, soya, kolza ve pamuğun ağırlıkla GDO'lu olduğuna ilişkin iddialar doğrumudur? İthalat esnasında GDO testi yapılmakta mıdır? GDO testi yapabilen laboratuar ve teknik ekibiniz bulunmakta mıdır?
CEVAP 5- Bakanlığımızca yayımlanan "Tohumluk İthalatı Uygulama Genelgesi"ne göre Transgenik çeşitlerin ithaline ön izin verilmemektedir. Bu maksatla hem ithalatçı, hem de ihracatçı kuruluştan çeşidin transgenik olmadığına dair yazılı belge alınmaktadır. Bununla birlikte, 6968 sayılı Zirai Mücadele ve Karantina Kanunu hükümleri ve buna bağlı
Orijinal Nüsha: http://www2.tbmm.gov.tr/d23/7/7-1158c.pdf
Eski Tarım Bakanı'ndan ağlatan itiraf
2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.
Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.
Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.
Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı
Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.
Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.
Yorum Yap
Yorumlar