Adana'nın merkez ilçesi Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Durmuş Halis, 30-40 yıl öncesinde Adana'da 3.3 milyon dekar alanda pamuk ekilirken şuanda pamuğun sadece 200 bin dekarda ekildiğini söyledi.
"Pamuğun içinde büyüdük ama artık pamuğu saksıda görür hale geldik" diyen Halis, pamuğun bu topraklar için bereket, Çukurova'nın milli ürünü olduğunu ifade etti. Adana'da 5 milyon 350 bin dekar ekilebilir arazi bulunduğunu 1955'lerden 1970'lere kadar bunun 3 milyon 500 bin dekarına pamuk ekildiğini hatırlatan Halis, pamukla birlikte Adana'nın, ülkenin tarım üssü olmasının yanında sanayinin merkezi haline gediğini söyledi.
Adana'da o yıllarda pamuk iyi para kazandırdığı için ekiminin bol olduğunu vurgulayan Halis, bunun yanında çok büyük ölçekte vasıfsız işçiye iş imkânı sağladığını belirtti. 1955'ten 70'li yıllara kadar 10-12 dev gibi fabrika yapıldığını, en küçüğünde 2-3 bin işçinin vardiyalı olarak çalıştığını anımsatan Halis, o yıllarda da Adana'nın işsizlik gibi probleminin bulunmadığını, işsizlik oranının yüzde '0' olduğunu anlattı. Bin dekar pamukta 100 işçinin istihdam edildiğine işaret eden Halis, pamuğun ekiminden toplandığı 8 aylık dönem boyunca 10 binlerce kişinin ekmek kapısı olduğu vurguladı. Adana'da pamuk ekiminin 3 milyon 350 bin dekardan yaklaşık 200 bin dekara düştüğünü dile getiren Halis, "Adana için bu gülünç bir rakam. Türkiye'nin tekstil sanayisinde 1 milyon 600 bin ton pamuğa ihtiyaç var. 650 bin tonunu üretiyoruz. 900-950 bin ton ithal ediyoruz. 2 milyar 200 bin dolar devletin zarara uğradığı görülüyor. Çiftçiye 1 milyar dolar destek verilse, yine çiftçi pamuğa yönelir." dedi. Yunanistan'da kilograma 68 sent, İspanya'da 1 dolar destek verildiğini aktaran Halis, 2008 yılı için açıklanan destekleme priminden 32 kuruş çiftçini eline geçeceğini belirterek, 2009'da 42 kuruş verileceğini söyledi. Pamuğa kilogram başına 50 kuruş destekleme verilmesi gerektiğini aktaran Halis, "Yoksa çiftçi pamuktan vazgeçecek. Arayış içinde çiftçi, iki mahsul birlikte üretiyor. Pamuğun içinde büyüdük, ancak son günlerde saksıda görür hale geldik. 2003 yılında 80 kuruşa sattığımız pamuğu 2008 yılında 65 kuruşa sattık. Çiftçi her yıl biraz daha pamuktan uzaklaşarak hem ülke ekonomisine hem kendi ekonomisine zarar veriyor. Sanayi gelişmiyor. Çukurova'da pamuk bitti. Buradaki mümbit arazilerde mısır, soya, nektarın, erik, kaysı, şeftali, ekilmekte. Bu da pamuğun sonunun geldiğini gösteriyor." diye konuştu.
2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.
Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.
Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.
Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı
Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.
Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.
Yorum Yap
Yorumlar