Elektrik sarfiyatında büyük ölçüde tasarruf sağlayan ampul ve flüoresanların sayısı artarken, bunların kullanımından doğabilecek sorunlar için de önlemler alınması gerekiyor. İşte tasarruflu ampullerin bilinmeyen tehlikeleri...
Elektrik sarfiyatında büyük ölçüde tasarruf sağlayan ampul ve flüoresanların sayısı artarken, bunların kullanımından doğabilecek sorunlar için de önlemler alınması gerekiyor.
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Sedat Gülşen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kaynakların etkin, verimli kullanılması açısından tasarruflu ampullerin yaygınlaşmasının olumlu bir gelişme olduğunu, ancak bu ürünlerin kullanımının çoğu kişi tarafından çok iyi bilinmeyen sıkıntıları da beraberinde getirdiğini söyledi.
''ELEKTRİĞİN FORMUNU VE KALİTESİNİ BOZUYOR''
Gülşen, tasarruflu ampullerin doğru terimiyle ''harmonikler'' oluşturduğunu, herkesin anlayacağı şekilde ise ''elektriğin formunu ve kalitesini bozduğunu'' ifade etti. Şebekedeki oluşan form bozukluğunun miktarı göz önünde bulundurularak bazı önlemler alınması gerektiğini vurgulayan Gülşen, aksi takdirde, bu ampullerin kullanımının daha da yaygınlaşmasıyla birlikte, kullanılan elektriğin kalitesinin düşeceğini ve tüm kullanıcıların olumsuz etkilenmesinin söz konusu olabileceğini söyledi. Gülşen, ''Düzenlemeler yapılmazsa, tasarruflu ampullerin artması şebekelere ciddi zarar verebilir'' dedi.
Şebekenin, bu ampullerin neden olduğu form bozukluğunu ayarlayabileceğini, ancak bunun için oluşması muhtemel bozukluğun miktarının bilmesi gerektiğini anlatan Gülşen, bu konuda en büyük sorunun ise, fiyatının ucuzluğu nedeniyle tercih edilen Uzakdoğu kökenli ampuller olduğunu kaydetti.
Gülşen, standartlara uygun malzemeyle yapılan tasarruflu ampullerin ne kadar bozulma yarattığının bilindiğini belirterek ''İthal edilen, ucuz,standart dışı kalitesiz malzeme kullanılırsa, oluşacak etkiyi bilmek mümkün değil, çok miktarda kullanımda şebeke zarar görebilir'' uyarısında bulundu.
''AYRI TOPLANMALARI VE İMHALARI GEREKİYOR''
Tasarruflu ampullerin, standart ampullerden ayrı olarak toplanması ve bertaraf edilmesi gerekliliğini vurgulayan Sedat Gülşen, kullanımın giderek yaygınlaşması nedeniyle yetkililerin bir an önce bu konuyu gündemlerine almaları gerektiğini söyledi.
Tasarruflu ampullerin içinde kurşun ve cıvanın toprağa karışmasının sorun yaratacağını, ciddi çevre kirliliğine neden olabileceğini ifade eden Gülşen, şöyle konuştu:
''Normal bir ampul kırılınca, çevreye cam kırıkları dağılır ki, camın ana maddesi topraktır. Oysa, tasarruflu ampullerin içinde bulunan bazı maddeler son derece zararlıdır, bunların imhası bir sorundur. Flüoresanların, tasarruflu ampullerin bir merkezde toplanıp imha edilmesi gerekiyor. Sanırım, kullanımları o kadar yaygın olmadığı için henüz risk olarak görülmüyor, ancak vatandaşların bu konuda bilinçlenmesi, yöneticilerin de önlemleri şimdiden belirlemeleri gerekiyor.''
2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.
Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.
Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.
Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı
Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.
Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.
Yorum Yap
Yorumlar