ABD'den Avrupa'da yasak olan genetiğiyle oynanmış ürün üretiminin yasalaşması için TBMM hamlesi. TBMM ve Tübitak üyeleri ABD sponsorluğunda ağırlandı ve ikna edilmeye çalışıldı.
Önümüzdeki günlerde Meclis'e genetiğiyle oynanmış ürünlerin Türkiye'de üretilmesini sağlayan bir yasa tasarısı gelecek. Bu alanda dünyanın en büyük şirketine sahip ABD'nin, tasarıya onay vermeleri için bazı vekilleri 1 hafta ağırladığı ortaya çıktı. Ancak çevrecilerden büyük tepki toplayan bu ürünlerin birçok AB ülkesinde üretimi yasak
ABD Tarım Bakanlığı'nın, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi milletvekillerini, önümüzdeki günlerde Meclis gündemine gelmesi beklenen Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar'ın (GDO) Türkiye'de üretilmesinin önünü açacak Biyo Güvenlik Yasa Tasarısı'na onay vermeleri için 1 hafta ABD'de ağırladığı ortaya çıktı.
5 milletvekili katıldı
“Modern Tarımsal Teknolojiler” konusunda ABD Tarım Bakanlığı'nın davetlisi olarak Amerika'ya giden heyette milletvekili olarak; CHP Mersin Milletvekili Vahap Seçer, AKP Denizli Milletvekili Mehmet Erdoğan, AKP Gaziantep Milletvekili Özlem Müftüoğlu, AKP Bursa Milletvekili Ali Koyuncu, MHP Afyonkarahisar Milletvekili Abdülkadir Akcan yer aldı. Heyette ayrıca TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Arif Adlı, Adana Çiftçiler Birliği Genel Sekreteri Oana Çorat ve ABD'nin Ankara Büyükelçiliği tarım uzmanı Yasemin Erkut da bulundu.
Washington ve St. Louis'de iki ayrı otelde kalan heyetin uçak parası hariç tüm masraflarını ABD Tarım Bakanlığı karşıladı. 11-18 Nisan arasındaki gezi kapsamında katılımcılar, ABD Senatosu'nda düzenlenen Tarım Komisyonu çalışmalarına katılarak, Washington'da yer alan ABD Hububat Konseyi ve Pamuk Konseyi'nde resmi temaslarda bulundu.
Monsanto'yu gezdiler
Washington sonrasında St. Louis'e giden milletvekilleri, burada Türk heyeti, Mısır Üreticileri Derneği ile Amerikan Soya Derneği tarafından düzenlenen toplantılara katılıp, çiftliklerde incelemeler yaptı. Amerika'nın çevrecilerden büyük tepki toplayan tohum üreticisi Monsanto'yu da ziyaret etti. Monsanto, genetiği değiştirilmiş tohumların üretiminde dünyanın bir numaralı firması. 50 ülkede 21 bin 700 çalışanı bulunuyor. 2008 cirosu 11.3 milyar dolar, kârı ise 2 milyar dolar düzeyinde. Ancak Monsanto, hakkında çok yoğun tartışmaların yapıldığı bir şirket. Bu nedenle “Şeytani şirket” olarak da anılıyor.
Almanya üretimini yasakladı
Son olarak geçen hafta Alman Tarım Bakanlığı Monsanto'nun Mon 810 tipi genetik değişime uğratılmış mısır türünün Almanya'da yetiştirilmesini yasakladı. Genetik mısırın patent sahibi olan Amerikan Monsanto
Rüşvet verdi, ürünleri kısırdı Monsanto ile ilgili tartışmalar Hindistan'da da geçtiğimiz yıllarda çok yoğun bir şekilde yapılmıştı. Şirket yetkililerinin Hindistan hükümetine kendi tohumlarını tercih etmeleri karşılığında rüşvet verdiğine ilişkin suçlamalar sonucunda Monsanto Amerikan mahkemelerinde mahkum oldu ve 1.5 milyon dolar ceza ödemek zorunda kaldı. 2007'de Monsanto'nun Hindistan'da çiftçilere sattığı tohumlardan istenilen verimin alınamaması, ve ürünler kısır olduğu için yeni tohum elde edilememesi, tohumların çok daha fazla su ve gübre ihtiyacı doğurması üzerine batma noktasına gelen 1500 çiftçi intihar ederek hayatına son verdi. Bu nedenle Monsanto'nun çiftçiler arasındaki adı “Gestapo” ve “Mafya”ya çıktı.
Farelerde anormallik
2006 yılında İngiliz The Independent gazetesi manşetten duyurduğu haberde Monsanto'nun tohumlarıyla yetiştirilen genetiği değiştirilmiş mısırlarla beslenen farelerin kanlarında ve böbreklerinde anormallikler belirlendiği kaydedildi. Gazete, Monsanto'nun 1139 sayfalık gizli raporu hasıraltı ettiğini ileri sürdü. 2005 yılında Türk Tarım Bakanlığı ile Monsanto, Adana ve Nazilli'de genetiği değiştirilmiş organizma tohumlarıyla alan denemesine başlamıştı.
Genel Kurul kararıyla gittiler
Komİsyon üyeleri ABD gezisi için, TBMM Genel Kurulu'nda 7 Nisan Salı günü okunup, oylanan Başkanlık tezkeresi çerçevesinde, görevli olarak gittiler. Komisyon heyetinin ABD gezisine ilişkin tezkere şöyle: “ABD Tarım Bakanlığı tarafından 11-18 Nisan 2009 tarihleri arasında ABD'de düzenlenecek olan ” Modern Tarımsal Teknolojiler “ başlıklı toplantıya aşağıda isimleri belirtilen milletvekillerimiz davet edilmektedir. Söz konusu davete icabet edilmesi hususu Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 Sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.”
GEZİYE KATILAN MİLLETVEKİLLERİ NE DEDİ?
‘Uzaya götürseler etkilenmem'
MHP'li Abdülkadir Akcan: ABD gezisi, Bio Güvenlik Yasa tasarısı konusunda bir ikna amacı taşımıyordu. Bu gezi tamamen tarımsal teknolojilerin geldiği son noktayı görme, bu konularda bilgilendirilmeye yönelik bir geziydi. Kaldı ki ben bu konuda uluslararası düzeyde yetkin bilinen bir ismim. 1988 ve 1991 yıllarında tarımsal ıslah programı için Belçika'nın hizmet satın almak istediği bir kişiyim. O nedenle, inanmadığım, doğru bulmadığım bir düzenleme yapılacaksa, değil ABD'ye beni uzaya götürseler nafile. Kaldı ki, biyo teknoloji demek illa da kötü bir şey yapılacak demek değil ki. Sonuçta tüp bebek olayı da biyoteknolojik bir çözüm. İlk tarımsal alanda denenmiş. Şimdi kim tüp bebek işine karşı çıkabilir?
Ben ikna olmadım
CHP'li Vahap Seçer: ABD'nin bu ikna turu beni ikna etmedi. Çünkü birçok Avrupa ülkesi genetiği değiştirilmiş organizmaların kendi ülkelerinde üretilmesine karşı çıkıyor. Ben de bu tür ürünlerin insan sağlığına zararı olacağı endişesini taşıyorum. Ancak gezide Meclis'e gelmesi beklenen biyo güvenlik yasa tasarısı ile ilgili oldukça faydalı bilgilere eriştim. Dünyada bu konuda en ileri teknolojiye sahip olan ABD, bazı tarımsal ürünlerde genetiği değiştirilmiş çeşitleri yoğun olarak üretiyor. Biz, ABD için çok iyi müşteriyiz. Pamuk, mısır ve yağlı tohumlarda ABD ihracatında ikinci sıradayız.
Faydalı bir gezi oldu
AKP'li Özlem Müftüoğlu: Bilgilenme amacıyla gittik. Konunun olumlu, olumsuz yönlerini inceledik. Bu açıdan faydalı bir gezi oldu. Komisyona gelince görüşlerimizi açıklayacağız. Türkiye'deki çalışmaları da inceleyip, fikrimizi ortaya koyacağız.
1. Genetiği değiştirilmiş organizmalar ve besinler nedir?
DNA'ları ile doğal ortamda yetişmeyecek şekilde oynanmış organizmalara GDO deniyor. Genetik mühendisliği adı verilen yöntemlerle bir organizmadaki seçilmiş genler başkasına aktarılıyor. Bu işlem farklı cinsler arasında da yapılabiliyor.
2. Neden üretiliyor?
Bu besinlerin üretilip pazarlanmasının ana nedeni üreticiye ya da tüketiciye yararları olması. Yani fiyatları daha düşük oluyor, daha uzun ömürlü ya da besin değeri daha yüksek gıdalar elde ediliyor. Böceklere ve virüslere karşı korunaklı olacak şekilde dizayn ediliyor.
3. İnsan sağlığı ile ilgili en büyük endişeler neler?
Teorik olarak tartışılan birçok konu var ancak 3 ana konu üzerinde duruluyor: Alerjik reaksiyonlar, gen
Alerjik reaksiyon: Alerji yapan bir genin başka besine aktarılması tehlikesi var. BM ve WHO'nun incelemelerinde piyasadaki hiçbir GDO'da alerjik etki bulunamadı.
Gen
Outcrossing: GDO'lardaki genlerin doğal ürünlere atlaması ya da iki türün tohumlarının karışmasına outcrossing deniyor. Bunun doğal besinlere zarar vereceğinden endişe ediliyor. Bu yüzden birçok ülkede doğal ürünleri ile GDO'ların tarlaları birbirinden sıkı sıkıya ayrılıyor.
4. Bu gıdalar güvenli mi?
Tüm GDO'larla ilgili genel bir yorum yapmak mümkün değil. Çünkü kullanılan genler ve bunların gıdaya eklenme biçimi farklı. Ancak uluslararası piyasaya sunulan bu tür gıdaların tamamı gerekli testlerden geçti. Bunların onaylandığı ülkelerde bu gıdaları tüketen insanlarda da herhangi bir problem görülmedi.
5. Avrupa Birliği nasıl bakıyor?
Bu gıdaların Avrupa'ya girmesi için hem uluslararası hem de yerel testlerden geçmesi gerekiyor. 1991 ve 1998 yılları arasında 18 GD gıdaya AB'de kullanılma izin aldı. Ancak bu tarihten sonra hiçbir onay çıkmadı. 1999-2003 yılları arasında AB'ye GD gıdaların ithaliyle ilgili yasak kalktıktan sonra etiketlemeyle ilgili tartışmalar gündeme geldi. AB'de bu ürünlerin kaynaklarını belirtecek şekilde etiketlenmesi ve yüzde 1'in üzerindeki her türlü genetik oynamanın bu etiketlere konması mecburi tutuluyor. Bu durumda insanlara seçme şansı verilmiş olacak. (Kaynak: Dünya Sağlık Örgütü)
67 milyon hektar: Dünyada GDO ekini yetiştirilen arazi var.
7 milyon: GDO ürünü yetiştirmeyi tercih eden çiftçilerin sayısı.
18: GDO yetiştiren ülkelerin sayısı.
Yüzde 18: GDO ürünlerin yetiştirildiği arazilerin dünyadaki ekilebilir toplam alana oranı.
8.3 milyon hektar: 2002'den beri yeni açılan GM tarlalarının alanı
Yüzde 51: GDO soya fasulyesinin dünyada üretilen soyaya oranı.
Bilim adamları tohumlara, çeşitli genler yerleştirerek daha verimli, böceklere karşı korunaklı tarım ürünleri yaratabiliyor. Bazı bilim adamlarına göre bu açlığın çözümü olacak. Bu çalışmalar göz yaşartmayan soğan, az kafeinli kahve çekirdeği, daha ekşi limon gibi insanların hayatını kolaylaştıracak ürünlerin de önünü açıyor. Ama henüz 15 yıldır kullanımda olan genetiği değiştirilmiş organizmaların (GDO) alerji riski ve toksik etkisi bulunuyor. Ayrıca bunlardaki genlerin insan DNA'sına geçebileceği iddiası korkutuyor. Genetiğiyle oynanmış gıdalara virüs ve bakterilerden de gen aktarılıyor. Bunların uzun vadedeki yan etkilerinin ne olacağı bilinmiyor. (Vatan) ABD, TBMM üyelerini ikna odasına mı aldı?
ABD'li Gazeteciden Dehşet Verici İddia! başlıklı mülakatı okumak için tıklayın
2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.
Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.
Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.
Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı
Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.
Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.
Yorum Yap
Yorumlar