BD'de yapılan bir araştırma, tarımda kullanılan ilaç miktarının transgenik tarım nedeniyle önemli ölçüde arttığını ortaya koydu. The Organic Center tarafından yapılan araştırmaya göre 1996 ile 2008 arasında transgenik tarım, 143 milyon kg ek tarım ilacı kullanımına neden oldu.
ABD'de yapılan bir araştırma, tarımda kullanılan ilaç miktarının transgenik tarım nedeniyle önemli ölçüde arttığını ortaya koydu. The Organic Center tarafından yapılan araştırmaya göre 1996 ile 2008 arasında transgenik tarımda 143 milyon kg ek tarım ilacı kullanıldı.
Transgenik tarımın ilk 13 yılında tarım zararlısı böceklere dirençli tohumlar sayesinde insektisit (böceklere karşı kullanılan tarım ilaçları) kullanımının bir miktar azaldığı, ama herbisit (yabani otlara karşı kullanılan tarım ilaçları) miktarındaki büyük artışın yanında bunun gölgede kaldığı görülüyor.
Genetik olarak değiştirilmiş (GD) tohumların böceklere dirençli olmasını sağlayan şey, doğal bir bakteri tarafından üretilen zehirli maddenin bu tohumların hücrelerinde bulunması. Bacillus thuringiensis (Bt) türü bakterinin zehri sayesinde tohumlar kendilerini zararlı böceklere karşı savunabiliyor ve böylece insektisit kullanımı azaltılabiliyor. 13 yılda GD pamuk ve mısırda insektisit kullanımı 29 milyon kg azalmış durumda.
Herbisitte ise durum farklı. Başta glifosat olmak üzere herbisitlerden olumsuz etkilenmeyen GD tohumların üretilmesi, zararlı otlara karşı daha fazla ilaç kullanılmasına olanak tanıyor. Örneğin, büyük GD tohum şirketlerinden Monsanto'nun "Roundup Ready" tohumları, zararlı otları öldüren glifosat tarım ilacı "Roundup"a dirençli.
Üstelik herbisitlere dirençli "süper" yabani otların ortaya çıkmasıyla bir kısır döngüye girilmiş durumda.
Şu anda ABD'de tarım arazilerinde en az dokuz "süper ot" türü görülüyor. Bazı arazilerde iki ya da daha fazla tür bir arada bulunuyor. 2000 yılında Delaware'de ortaya çıkan ve en yaygın herbisit dirençli ot olan At Kuyruğu (Hippuris vulgaris), dev ragweed (Ambrosia trifida), Horoz İbiği (Amaranthus rudis) başta olmak üzere bu türlerle mücadelede şu yöntemlere başvuruluyor:
- Ek ilaç etkin maddesi kullanımı
- Kullanılan ilaç oranlarını artırma
- Daha önce bir kez yapılan ilaçlamaları sıklaştırma
- Toprağı sürme
- Elle yolma
Giderek daha fazla ilaç kullanımına neden olan bu kısır döngüden çıkılamaması sonucu 13 yılda transgenik tarımdan kaynaklanan ek herbisit kullanımı 174 milyon kg. Herbisit kullanımının giderek arttığı da görülüyor. Sadece son iki yıllık kullanım, 13 yıllık toplam ek kullanımın yüzde 46'sını oluşturuyor.
Öte yandan "süper otlar"la mücadele, sadece daha fazla glifosat kullanımına değil, Portakal Gazı bileşenlerinden biri olan 2,4-D ve parakat gibi maddelerin kullanımına da neden oluyor.
ABD Tarım Bakanlığı'na bağlı Ulusal Tarım İstatistikleri Servisi'nin (NASS) verilerini temel alan araştırmada, glifosat kullanımımdaki artışla ilgili NASS verilerine yer veriliyor. Buna göre 1996'dan beri glifosat kullanımı pamukta üç katına, soya fasulyesinde iki katına çıkarken, mısırda yüzde 39 artmış durumda.
Halen 941 milyon dönüm arazide transgenik soya, mısır ve pamuk ekimi yapılan ABD'de 2010'da bu üç üründe çok büyük oranda genetik olarak değiştirilmiş tohum kullanılacağı tahmin ediliyor. Genetik olarak değiştirilmemiş tohum stokundaki azalma nedeniyle çiftçilerin isteseler de istemeseler de genetik olarak değiştirilmiş tohum kullanacağı belirtiliyor.
Öte yandan geleneksel tohuma talebin de arttığı görülüyor. Üniversiteler ve yerel tohum şirketleri, bu talep artışıyla yetersiz arz arasındaki farkı kapatmak için birlikte çalışıyor. 2009'da herbisit dirençli GD soya fasulyesi ekimin yapıldığı araziler yüzde 1 azalmış durumda. 2010'da bunun birkaç puan daha artması öngörülüyor. Çiftçilerin soyada geleneksek tohuma dönme isteğinin arkasında şu etkenler bulunuyor:
- Herbisit dirençli yabani otlarla mücadelenin maliyeti ve zorlukları
- GD tohum fiyatlarındaki artış
- Geleneksel soya fasulyesi satış fiyatlarındaki artış
- GD soyadan beklenen verimin alınamamış olması
- Geleneksel soyada hasattan arta kalan tohumun çiftçi tarafından tekrar ekilebilmesi
Üniversitelerden uzmanlar, 2010'da herbisit dirençli otlarla mücadelenin yoğun olduğu bölgelerde bu işlemlerle ilgili maliyetin dönüm başına 80 dolara kadar çıkabileceğini belirtiyorlar. Bu da, çiftçinin kar edememesi anlamına geliyor. (Newsweek)
2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.
Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.
Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.
Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı
Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.
Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.
Yorum Yap
Yorumlar