TRT Çocuk kanalı dahi reklam yayınlıyor. Oysa ekonomik bataklık içindeki Yunanistan'da bile bu tür reklamlar ya yasak ya da ancak çocuklar uyuduktan sonra yapılabiliyor. TRT Çocuk kanalı reklam yayından vazgeçmeli mi? Bundan ne şüphe hem de hemen. İş bu haklı ve doğru talep hakkında Seyhun Öğüt'ün başlattığı kampanyayı kendi kaleminden okuyalım...
“Ben bir ebeveyn ve eğitimci olarak çocuğumun reklamlara maruz kalmasını istemiyorum. Mecburen içeriğinde reklam olmayan yabancı çocuk kanallarına yöneliyorum. Oysa TRT Çocuk kanalında bizim Türk aile yapısını yansıtan çizgi film ve dizileri de izlemesini isterim ama reklamlar yüzünden izletemiyorum. Çocuğumun daha hiç alışmadığı, adını tadını bilmediği ürünleri reklamlar ile görüp istemesini, özenmesini doğru bulmuyorum.
Benim vergilerimle işleyen ve topluma karşı sorumlulukları olan TRT'nin en azından çocuk kanalının REKLAMSIZ olması gerektiğini düşünüyorum.
TRT'nin Amacı
TRT devlet adına yayınlar gerçekleştirmek amacıyla 01 Mayıs 1964'de özel yasa ile kurulmuş, 1972'deki anayasa değişikliği ile “tarafsız” bir kamu kuruluşu olarak tanımlanmış. 1982 Anayasası yeni düzenlemeler getirmiş ve 1993'te Anayasanın 133. Maddesinin değiştirilmesi ile tekel olmaktan çıkmış ve kamu hizmeti yayıncısı olarak hizmet vermesi kararlaştırılmış.
TRT'nin Vergi ve Reklam Geliri
TRT'nin sorumlulukları arasında halkı eğitici, kültür düzeyini yükseltici programlar yapma var. Bunu “tarafsız” yerine getirebilmesi için her T.C. vatandaşı TRT'ye vergi vermekle yükümlü. Kimi ürünlerden %8 kimi ürünlerden yüzde %16'ya varan vergiler TRT bütçesine gidiyor.
Bu uygulama gelişmiş diğer ülkelerde de mevcut. En bilinen örneği ülkemizde de izlenebilen BBC kanalları. Ancak aralarında bir fark var. BBC reklamsız yayın yaparken, TRT'nin her kanalına reklam alınıyor. Özel kanallar ile rekabet göz önünde bulundurulduğunda kalitesini arttırmak amacı ile reklam geliri ihtiyacı haklı çıkartılabiliyor.
Peki ya Çocuk kanallarında Reklam?
Günümüzde uzmanlar reklamların çocuklar üzerinde olumsuz etkileri olduğu konusunda hemfikir. Ancak çocuklara yönelik yayın yapan ve devlete bağlı olduğu için sadece “eğlence” değil sorumlulukları arasında “eğitici, öğretici, kültür düzeyini geliştirici” programlar yapmak olan TRT ÇOCUK kanalında reklam sayısı oldukça fazla. Üstelik bu reklamların çoğunluğunu sağlıksız abur cubur reklamları ve tüketimi fişekleyen oyuncak reklamları oluşturuyor.
Abur-cubur tüketimi ile ilgili devlet kurumu olan Türkiye Halk Sağlığı Kurumu web sitesinde yayınlanan uyarıların bazıları şöyle:
“….. Bununla birlikte yemeklerini belirli saatte vermek, öğünler dışında abur cubur tabir edilen bisküvi, kraker, simit, kola, çikolata gibi besinlerin yenmesine izin vermemek gibi önlemlerle çocuğu düzenli bir beslenme programına alıştırmaya çalışılmalıdır. …..Yüksek oranda şeker ve şekerli besinler çocukların beslenmesi için olumlu değildir. Şeker alımı ile iştahsızlık ve diş çürümeleri arasında sıkı bir ilişki vardır. Bu riski azaltmak veya en aza indirmek için şekerli içeceklerin, tatlıların, bisküvi, çikolata gibi besinlerin fazla tüketilmemesi özellikle ara öğünlerde çocuklara verilmemesi bu besinler yerine taze meyvelerin tüketilmesi önerilmektedir.” (http://beslenme.gov.tr/index.php?lang=tr&page=173)
Ama TRT Çocuk bu ürünlerin reklamları ile dolu!
Ben bir ebeveyn ve eğitimci olarak çocuğumun bu reklamlara maruz kalmasını istemiyorum. Mecburen içeriğinde reklam olmayan yabancı çocuk kanallarına yöneliyorum. Oysa TRT Çocuk kanalında bizim Türk aile yapısını yansıtan çizgi film ve dizileri de izlemesini isterim ama reklamlar yüzünden izletemiyorum. Çocuğumun daha hiç alışmadığı, adını tadını bilmediği ürünleri reklamlar ile görüp istemesini, özenmesini doğru bulmuyorum.
Benim vergilerimle işleyen ve topluma karşı sorumlulukları olan TRT'nin en azından çocuk kanalının REKLAMSIZ olması gerektiğini düşünüyorum.”
2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.
Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.
Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.
Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı
Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.
Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.
Yorum Yap
Yorumlar