Türkiye’de 2008 yılındaki 9.9 milyon yatışa en düşük ölüm oranı yüzde 6.6’yı uygularsak, 18 bin kişinin tıp hataları nedeniyle ölmüş olduğunu varsayabiliriz. Eğer büyük çarpan 13.6 kullanılırsa ölüm sayısı 50 bine çıkar. İşte Milliyet'in ürküten haberi
Tıbbi hata yüzünden ölen hastalar, hâlâ hastanelerin en karanlık sırları arasında...
1991'de ABD'de yapılan araştırmaya göre, Colorado ve Utah'ta hastaneye başvuran hastaların yüzde 2.9'u, New York'ta yüzde 3.7'si hatalar nedeniyle ters olaylara maruz kaldı. Bunların Colorado ve Utah'ta yüzde 6.6'sı, New York'ta 13.6'sı öldü. Türkiye'de 2008 yılındaki 9.9 milyon yatışa en düşük ölüm oranı yüzde 6.6'yı uygularsak, 18 bin kişinin tıp hataları nedeniyle ölmüş olduğunu varsayabiliriz. Eğer büyük çarpan 13.6 kullanılırsa ölüm sayısı 50 bine çıkar irisi kemoterapide aşırı ilaç verildiği için ölür. Birisinin sağ yerine sol böbreği alınır. Birisi basit bir ameliyat geçirirken yanlış ilaç uygulandığı için hayatını kaybeder. “Biraz da pencerenin yanındaki yatakta yatayım” diyen bir hastaya o yatakta devamlı yatan hastanın ilacı verilir ve ölür.
Tıp olduğundan beri tıp hataları yapılıyor olmasına rağmen Batı'da bu soruna çare aranmaya başlayalı on yıl dolmadı. Türk kamuoyu ise mutlu bir şekilde habersiz.
Gelişmiş Batılı ülkelerde yapılmış çalışmalardan yola çıkılarak Türkiye'de hastanelerde tıbbi hatalar yüzünden en muhafazakâr tahminlere göre her yıl 19.000 ile 34.000 arasında kişi hayatını kaybediyor. Bu rakamın çok daha yüksek olması da mümkün...
Tıbbi hata nedir? Ve neden bu iki rakam arasında bu kadar fark var? Tıbbi hata, doktor veya hastane personelinin yaptığı önlenebilir hatalar nedeniyle, hastaneden sağ çıkması gereken hastaların ölü çıkması veya zarar görmesidir.
Tahminler neden farklı?
Tahminlerin bu kadar farklı olmasının nedeni ise bu tür ölümleri ölçmek için yapılan araştırmaların farklı sonuçlar vermesidir.
Ne başka kalkınmakta olan ülkelerde ne Türkiye'de tıbbi hatalar konusunda yapılmış herhangi geniş bir araştırma yok. Hiçbir sağlık kurumumuzda bu konuda sağlam bir rakam bulamazsınız. Yanlışlıkla ölen hastalar, hâlâ hastanelerin en karanlık sırları arasındadır.
Türkiye için verdiğim tahmini ölüm rakamlarına, başka ülkelerde elde edilen bulguların uygulanmasıyla Türkiye'deki hasta rakamlarına ulaşıldı.
Tıp hatalarını doktorların aralarında fısıltıyla konuştuğu bir konu olmaktan çıkarıp sağlık kurumlarıyla ilgili sorunların en başına oturtan ülke ABD'dir. Bu ülkede, ilki 1991'de olmak üzere yapılan iki büyük araştırma, konunun üzerindeki giz perdesini kaldırmış, sorunu dünya kamuoyunun dikkatine getirmiştir.*
Bu araştırmalardan biri Colorado ve Utah'ta, diğeri New York'ta yapıldı. Elde edilen sonuçlara göre Colorado ve Utah'ta hastaneye başvuran hastaların yüzde 2.9'u, New York'ta yüzde 3.7'si hastane personeli tarafından yapılan hatalar nedeniyle ters olaylara maruz kaldı.
Bunların Colorado ve Utah'ta yüzde 6.6'sı, New York'ta 13.6'sı öldü.
Ters olay hastanın hastalığından değil ona hastanede yapılan yanlış müdahaleden meydana gelir. Ameliyat geçiren bir hasta, elini yıkamayan bir hastabakıcıdan zatürre mikrobu kapıp ölürse bu ters bir olaydır. ABD'de 1997'de hastanelere başvuran hasta sayısı 33.6 milyondur. Yukarıdaki oranlar toplam başvurulara uygulandığında, Amerika'da 1997 yılında en az 44.000 en çok 98.000 kişinin tıp hataları yüzünden hayatını kaybettiği ortaya çıkıyor.
Oranların en küçüğü bile tıp hatalarını Amerika'nın sekizinci en büyük ölüm nedeni yapıyor. Bu nedenle ölenlerin sayısı otomobil kazası, göğüs kanseri ve AIDS ölümlerinden fazladır. Bazı araştırmalar tıp hatalarından dolayı meydana gelen ölümlerin yüzde 1'e kadar çıktığını gösteriyor.
* To Err Is Human: Building a Safer Health System by Committee on Quality of Health Care in America , Institute of Medicine 1http://www.nap.edu/catalog.php?record_id=972811
WHO: Kalitesiz ve sahte ilaçların yüzde 77'si kalkınmakta olan ülkelerde
Profesör Metin Çakmakçı bu oranları Türkiye'ye uyguladı: Geçen yıl Türkiye'de hastanelere 9.9 milyona yakın hasta yattı. Bunların 6.2 milyonu Sağlık Bakanlığı hastanelerinin 1.4 milyonu üniversite hastanelerinin, 2.3 milyonu özel hastanelerin hastasıydı.
“Bu 9.9 milyon yatışa Batı'daki en düşük ölüm oranını (6.6) uygularsak, 2008 yılında ülkemizde yaklaşık 19.000 kişinin tıp hataları nedeniyle ölmüş olduğunu varsayabiliriz” diyor Çakmakçı.
“Eğer büyük çarpanı (13.6) kullanırsak ölüm sayısı yaklaşık 50.000, yüzde 1 çarpanını kullanırsak 99.000'dir.”
“Rakamlar doğal olarak kesin ve çok tutarlı değil” diyor konuyla uzun zamandır yoğun olarak ilgilenen Çakmakçı. “Rakamlar arasında çok fark var. Ama şu kesin ki, en düşüğü bile çok yüksek!”
Gönüllü bildirime tabi
Gerçi Türkiye için yapılmış araştırma yok ama bazı hastanelerin iç verileri var. Türkiye'nin en büyük ve iyi hastanelerinden biri olan Hacettepe 2005'ten bu yana tıbbi hataları bertaraf etmek için iyileştirme programı uyguluyor, veri topluyor. Ancak yapılan hatalar zorunlu değil gönüllü bildirime tabi olduğu için gerçeği yansıtmıyor.
Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Kalite Koordinatörü Prof. Koray Boduroğlu'ndan aldığım bilgiye göre Ankara merkezli hastane geçen sene 950.000 hasta baktı. Bildirilen hata sayısı ise 500.
“Beş yüzden çok fazlası eminim var” diyor Prof. Boduroğlu. “Kayıt altına alınanlar buzdağının üstü. Büyük bir kısmı saklı kalıyor.”
Boduroğlu “Bizimki gibi hastanelerde yatan hastaların yaklaşık % 4-7'si tıbbi hataya maruz kalıyor” dedi. “Kırk bin hasta yattığını düşünürseniz sayı 1.600 ile 2.800 arasındadır. Bunu, ölüme neden olanlar şeklinde düşünmeyin. Çok büyük bir kısmı hastaya zarar vermeden önce bertaraf edilen veya hastaya ulaşmayan hatalardır.”
Peki, Türkiye'de tıp hataları yüzünden yılda 19.000 ile 50.000 arasında kişinin hayatını kaybettiği doğru olabilir mi?
“Ben öyle bir hesap yapmadım (ama) doğrudur” diyor Prof. Boduroğlu...
Diğer tıp adamları da bu değerlendirmeyi teyit ediyor.
ABD'deki bulgular uygulandı
“Modellediğiniz zaman bu rakamlar doğru” diyor İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği Başkanı Profesör Erdal Akalın. Hacettepe Üniversitesi direktörlerinden Profesör Mustafa Özmen de ABD'deki bulgular uygulandığında Türkiye'deki tıbbi hata ölümlerini doğru kabul etmek gerektiği düşüncesinde. “İstatistiksel olarak doğru olması mümkün” diyor o da.
Aslında, Amerika'daki tıp kalitesinin dünyanın en iyilerinden biri olduğunu düşünecek olursak, bizdeki tablo daha iyi değil, muhtemelen daha da kötüdür.
Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) bulguları bu olasılığı destekliyor. WHO'ya göre kalitesiz ve sahte ilaçların yüzde 77'si Türkiye gibi kalkınmakta olan ülkelerde tüketiliyor. Bu ülkelerde kullanılan tıbbi teçhizatın en az yarısı kullanılmayacak veya kısmen kullanılacak durumdadır. Ameliyat sonrası bakım kalitesi düşüktür.
Bu ve bunun gibi etkenler kalkınmaktaki ülkelerdeki hasta riskini çoğaltıyor.
“Bizdeki tıbbi uygulamaların bu konuda özel bir üstünlüğü olmadığını dikkate alıp uluslararası oranlara bakacak olursak Türkiye'de her yıl en az 23.000 civarında hastanın tıp hatalarından dolayı ölmesi lazım” diyor Prof. Çakmakçı ve ekliyor: “Gerçek rakam bunun üzerinde bile olabilir.”
2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.
Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.
Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.
Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı
Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.
Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.
Yorum Yap
Yorumlar