'The Hindu' gazetesinde yayınlanan bir haberde: Kimya, tohum ve tarım devi Monsanto, teknolojim işe yaramadık iki kat zehirlisini veriyorum, yerseniz.
Monsanto doğruyu söylemeye mi karar verdi?
Buna inanmak zor. Hintli çiftçiler ve bilim adamları, birkaç yıldır pamuk tarlalarında zaten bu durumu görüyorlardı. Tarla zararlıları, Monsanto'nun genetik olarak geliştirdiği zehirlere karşı daha dirençli hale geliyorlar. Çiftçiler bu yüzden, daha fazla böcek ilacı uyguluyorlar. Monsanto bunu her zaman inkar etti. Ancak herhalde Hindistan'da BT brinjala (genetiği değiştirilmiş patlıcan) karşı oluşan şiddetli tepkiler, Monsanto'yu etkiledi.
Monsanto yıllardır, Hindistan'daki bt pamuğun(*) yani genetiği değiştirilmiş pamuğun başlıca faydasının, böcek ilacı kullanımında azalmaya yol açması olduğunu bağıra bağıra dile getiriyordu. Bunun doğru olmadığını yeni itiraf ediyorlar.
Hindistan'daki pamuk çiftçileri için; pembe pamuk kurdu, ciddi bir zararlı ve şimdi bt pamuğunun içindeki toksinlere karşı direnç kazandılar. Bunun anlamı şu; bu böcek, şimdi bir çeşit süper böcek oldu ve çiftçiler ondan korunmak için çok daha fazla uğraşacaklar.
Peki bu durum için Monsanto'nun çözümü ne?
Belki tahmin edersiniz. Monsanto'nun bir sonraki silahı yine aynı teknoloji. Bt pamuk 2.0 kullanmak. Zehrin miktarı 2 katına çıkarılmış. Bu arada Bt tohum olmayanların fiyatı neredeyse iki misli. Bu bir silahlanma yarışı gibi görünüyor. Monsanto'nun çıkarları yakından takip ediliyor. Monsanto'nun özel tohumlarının satışından elde ettikleri karın yanı sıra, tanıdığım birçok çiftçinin borç mücadelesini ve geçim korkusunu görüyorum. Bt pamuk ilgili sıkıntılar bunlarla bitmiyor. Bir kaç hafta önce Nagpur'daki Central Institute of Cotton Research(CICR-Pamuk Araştırma Merkez Enstitüsü)'den genetik uzmanı Dr. Kranthi, bt pamuk hakkında oluşan diğer endişelerle ilgili bilgi verdi. Dr. Kranthi'ye göre; Bt pamuk, tehlikeli zirai ilaç kullanımında artışa neden olmuş. Un böceği gibi diğer azgın zararlılar -ki bunları Hindistan çiftçileri daha önce hiç görmemişti-mahsulü tahrip ediyor.
Neem Ağacı
Monsanto para kazanıyor, çiftçilerin büyük borçlar ve ağır zirai ilaçların kullanımından ötürü ailelerinin sağlığı risk altında. Fakat çok ümitsiz olmayan Hindistanlı çiftçilerle konuştum. Geçen kasımda birkaç haftamı Andhra Pradesh(Hindistan'ın güneydoğu kesiminde bir eyalet) pamuk tarlalarının civarında seyahat ederek geçirdim. Çok fazla üzülmüş Bt pamuk çiftçisinin (kuraklık, borç, un böceği, kredideki % 50 faiz oranı v.s) sisli atmosferinin yanı sıra çok neşeli çiftçilerle de tanıştım, organik olanlar.
Organik çiftçiler bağımsız NGO (non-governmental organization) yani sivil toplum kuruluşlarıyla ve çiftçi dernekleriyle çalışıyorlar. Sağlıklarını ve paralarını riske atmadan tarla zaralılarıyla savaş yollarını geliştiriyorlar. Evet! Parasız ya da çok az parayla. Chetna, bu çiftçi derneklerinden biri ve Karimnagar ile Adilabad'daki(Andhra Pradesh'deki çok fakir bölgeler) çiftçileri destekliyor ve tam sağlıklı tarım yapabilmeleri için onlarla birlikte çalışıyor. Sadece ekinlerle ilgili değil zirai zararlılara direnç geliştirme meselesiyle de ilgileniyorlar.
Hindistan, çok şanslı Neem ağacı (maun ailesinden bir ağaç) doğal olarak nerdeyse her tarlada yetişiyor. Böcek ilaçlarına karşı bir mucize ve birçok tıbbi özelliği var. Meyveleri arsız ve tarla zararlılarına karşı oldukça etkili. Chetna ve organizasyonlar, ekolojik pamuk ekimini teşvik ediyorlar. Cevabın bir tane olmadığını bilirsin. Cevap; biyoçeşitlilik, değişik varyasyonlarda doğal ırklar yetiştirmek ve düşük maliyetletle (çiftçiler için az borç) Neem ağacının meyvaları gibi ekolojik anlamda tarla zararlılarının hakkından gelme yöntemlerini kullanmak. Hindistan'daki biyolojik çeşitlilik ve organik çiftçiler derneğinin sıkı çalışması sayesinde kuru pamuk tarlalarında bir umut yeşeriyor.
(*) 1993'te Hindistan'ın önde gelen tohum şirketi Mahyco ile başlayan görüşmeler iki yıl sonra ABD'de yetiştirilen BT pamuk (toprakta bulunan ve böceklerin zararlı etkilerinden korumak için bitkilere aşılanan Bacillus thuringiensis bakterisi) türünün ithalatına izin verilmesiyle sonuçlandı.
Kaynak: ''Monsanto Admits Their Technology Dosent Work'', datensatz.de
Çeviri: Dilek Kerimoğlu, yaklasansaat.com
2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.
Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.
Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.
Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı
Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.
Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.
Yorum Yap
Yorumlar