Yaşamın helâli olur mu?

Çoğu kez 'neden olmuyor', 'neden böyle', 'neden başaramıyoruz' sorularını hemen hepimiz sormuşuzdur. Ramazan Kayan hocanın Özgün Duruş Gazetesi'nden yayınlanan 'Helal Yaşam' makalesi bu sorulara cevap niteliğinde.

Yaşamın helâli olur mu?

Helâl yaşam

Ramazan Kayan / Özgün Duruş Gazetesi

İnancımıza göre insan yaratılışı ile masum, muhterem ve mükerremdir…

Yeryüzünün halifesi, yaratılmışların efendisi, hakkın temsilcisi, batılın gidericisidir…

Bu durum insanoğlu arzularını Allah'ın iradesine ve emrine tabi kıldığı sürece böyledir… Ne zaman ki kişisel arzular ile Allah'ın teklifleri çatışmaya girer, insanın yeryüzü sürgünü o zaman başlar… İş bununla kalmaz; iştah, ihtiras, şehvet ve öfke girdabında dengesi bozulan insan bu defa yeryüzüne bir bozguncu olarak döner… Toplumsal yozlaşmaların temelinde de arzuların egemenliği vardır.

Yaşadığımız dünyanın yaşanmaz hale gelmesinin müsebbibi insanın ta kendisidir… Önce insan kirlendi… Sonrasında hava, toprak, su, bitki, eşya, evren, iklim kirlendi… Dünyayı yaşanmaz bir gezegen haline getirecek felaketler dizisi tepemizde dolaşıyor, bilmem farkında mıyız?

Haddini, hesabını, helalini bilmeyen insan gün geçtikçe hırçınlaşıyor… Teknolojik üstünlük, bilimsel başarı, beşeri büyüledi… Ve insan büyüklendi… Sonuç, tuğyanı seçenlerin yolu tufana çıkıyor…

Unutuyoruz…

"Size isabet eden her musibet, (ancak) ellerinizin kazandığı dolayısıyladır (Allah) çoğunu da affeder" (Şura-30)

Evet, başımıza gelenler kendi tercihimiz… Diğer bir ifade ile günahlarımızı küçümsememizdir…

Yine unutuyoruz…

Adem ile Havva'nın cennetten çıkmasına yol açan sebebin, bir meyve yemek gibi -görünüşte önemsiz- bir şey olduğunu…

Günahı önemsememek, ''Bunda ne var ki?'' demek, çözülmenin ve çürümenin ana nedeni…

İşte görüyoruz; hevalar, hazlar, dünyalık hesaplar haram-helal sınırını nasıl da zorluyor!

Hududullah flulaşıyor... Ahkâmın yerini arzular, ahlakın yerini kurnazlıklar alıyor… Piyasa kuralları, kulluk yükümlülüklerinin önüne geçiyor… Helal olmayan bir hayatın akıbetinin helak olduğu unutuluyor…

İnsan sormadan edemiyor: Harama bulaşmada bu ne cesaret?! Günah işlemede bu ne rahatlık?! Sanki Allah'ın yargısı kendilerini kuşatmayacak, gazabı kendilerine işlemeyecek, dercesine… Hâşâ!

Günahlar konusundaki bu kayıtsızlık gerçekten kaygı verici… Kayıt, kural, kriter, sınır, ölçü tanımayan bir toplum oluşuyor…

Harama bulaşmış hayatlar, bunalımlı ve bayağı hayatlardır… İnsanlar hakikate, hidayete, helale uzak düştükçe hamakat ve hasret bitmiyor… Haramlar hayatı karartıyor, ruhu daraltıyor… Yüce Kitabımızın “rics, hubs, necis, habis, pis…” dediği nice kirlilikler ve çirkinlikler toplumsallaşıyor.

Bundan dolayıdır ki insanın insicamı bozuldu… İstikameti kaydı… İtidali gitti… İnsanlar ünsiyet kuramıyor… Huzur bulamıyor… Sükûnete eremiyor… Bilmem dikkatinizi çekiyor mu? Birçok insanda ne muvazene, ne mukavemet, ne merhamet, ne de mahremiyet kaldı!

Haramlar her şeyi harap ediyor… Ama hâlâ haramdan hayır umanlar, hikmet arayanlar var… Nedense bir türlü görmüyorlar ya da görmek istemiyorlar…

Toplumun geleneği kayboldu…

İnsanın genetiği bozuldu…

Nesillerin geleceği karardı…

Din adına konuşanlar hiç bir dönemde bu kadar esnek olmadılar… Fıkıhsız bir toplum, fakihsiz bir hayat sürüyorlar… Çağdaş İbahiye, modern Mürcie yeni zamanların en çok taraftar bulan mezhebi oldu…

İnsanlar göğüslerini gere gere günahlarını sürdürebilmekte ve bunu “günah işleme özgürlüğü” olarak savunabilmektedirler…

Bir de günahların sistem tarafından nasıl estetize edildiğini görmekteyiz… Bizden günaha alışık ve barışık olmamız istenmektedir…

Sofralarımıza sürülen haramlara karşı kendimizi savunamazsak iflah olmamız mümkün mü?

Haksız kazançla, emeğin gasbı ile hangi toplumsal dayanışmayı gerçekleştirebiliriz?

Bizler şimdi, haramsevicilerden hak ve hayâ bekleyemeyiz… Günaha müsamahalı, harama müsaadeli bir yaşamı kaldıramayız ve böylesi bir sistemi onaylayamayız… Çünkü biz Müslüman'ız! Biliyoruz ki haramı himaye eden bir halk, ilahi gazabı hak etmiştir… Nereden, ne ile beslendiklerini bilmeyenler neye hizmet ettiklerini de bilemezler…

Peki, çözüm nedir?

Pespayeliklere prim vermeden, pisliklere pes etmeden, şerre pas geçmeden özgün yaşam modelimizin kodlarını belirginleştirmektir…

Büyülü hayatların etkisinden kurtulup besmeleli bir hayata geçiş yapmaktır…

Şeytanı suçlamak yerine Ademce bir duruş sergilemektir…

Biliyoruz ki:

Günahta ısrarın ismi, İblisleşmektir…

Günahta pişmanlığın ismi ise Ademleşmektir…

Yorum Yap

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı!
CHP'den eksik ama doğru tohum hamlesi

CHP'den eksik ama doğru tohum hamlesi

2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.

Bayer insanlığı kanser yaptığını kabul etti

Bayer insanlığı kanser yaptığını kabul etti

Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.

GDO'lu tohum yok cümleleri yalanmış, işte gerçekler

GDO'lu tohum yok cümleleri yalanmış, işte gerçekler

Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.

Meyve ve sebzelerdeki büyüme hormonuna dikkat

Meyve ve sebzelerdeki büyüme hormonuna dikkat

Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.

Şeker ve şekerli içecekler kanser riskini artırıyor

Şeker ve şekerli içecekler kanser riskini artırıyor

Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.

Gerçekler er geç ortaya çıkar: İşte ilginç bir araştırma

Gerçekler er geç ortaya çıkar: İşte ilginç bir araştırma

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı

'Aflatoksin içermeyen süt bulamadım'

'Aflatoksin içermeyen süt bulamadım'

Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.

Yerli sığır ırklarımız ve sağlıklı süt

Yerli sığır ırklarımız ve sağlıklı süt

Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.

Gıda Hareketi bir kez daha haklı çıktı

Gıda Hareketi bir kez daha haklı çıktı

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.