Evcilleştirme merkezi olarak bilinen ve önemli zoolojik ünitelerin göç yolları üzerinde olduğu için genetik çeşitliliğe sahip Türkiye'de birçok sığır ırkının yok olduğunu bildirildi. Peki bu işi nasıl başardık? Bundna kimlerin nasıl bir çıkarı var?
Montofon yada siyah alacayla melezleme nedeniyle Kırım, Şeferhisar, Karukutak, Dörtyol, Kara sığır, Boz step, Güney sarı, Kilis ve Malakanlar'ın yetiştirdiği Zavot denen sığır ırkların yok olduğunu belirten uzmanlar, "Şu an 5 sığır, 8 koyun ve 4 keçi ırkı yok olma tehlikesi yaşıyor. Daha fazla verim alabilmek için büyük çoğunluğu tek ırka dönüştürülen sığırlardan dolayı artık et ve sütte farklı bir tat bulmak mümkün değil. Olası bir hastalıkta tek tip ırka mensup hayvanların telef olabileceği ihtimali düşünüldüğünde yerel sığır ırklarının korunması hayvancılığın devamı için çok önemlidir" dedi.
GENETİK VE TÜR ZENGİNLİĞİ YOK EDİLİYOR
Kaybolanların yanı sıra birçok sığır ırkının da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu bildiren uzmanlar, "'Verimli hilal adı' verilen Mezopotamya'nın ve dünyada evcilleştirme merkezi olarak bilinen zoolojik ünitelerin göç yolları üzerinde olan Türkiye'nin önemli bir genetik çeşitliliğe sahip. Ancak son 20 yıldır yürütülen melezleme çalışmasıyla birçok yerli ırkın yok olma sürecine girdi. Gıda tüketiminde önemli bir yere sahip olan çiftlik hayvanları, genetik çeşitlilik için özel bir önem taşıyor.
Suni tohumlama ve diğer teknikler nedeniyle dünyadaki sığırların büyük çoğunluğunun akraba haline geldi. Hayvan yetiştiricilerinin aynı süt sığırı boğasından elde edilen spermi kullanması nedeniyle hayvan ırkı sayısı zamanla azaldı. Üreticiler et ve sütte yüksek verim alabilmek için melezlemede üstün ırklardan hayvanları tercih ediyor. Verimi artırsa da çeşitliliği azaltan bu hayvanların çevreye, hastalıklara ve diğer dirençlerine dikkat edilmiyor. Ama olası bir hastalıkta tek tip ırka mensup hayvanların telef olabileceği ihtimali düşünüldüğünde yerel sığır ırklarının korunması hayvancılığın devamı için çok önemlidir. Böyle bir felaket insanların gıda tüketimini de olumsuz yönde etkileyecektir" diye konuştu.
TEK DÜŞÜNCELERİ VERİM VE DAHA ÇOK KÂR
Yüksek verimli süt ırkı hayvanların üretimine karşı olmadığını hatırlatan uzmanlar, şöyle devam etti: "Bir çok ülke evcil hayvan genetik çeşitliliğini korumak için yerel koordinatör atadı. Bu koordinatörler melezleme nedeniyle yaşanan ırkların yok olma sürecini kontrol altına almaya çalışıyorlar. Ülkemizde de Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, yerli ırkları belirli yerlerde koruma altına almaya başladı.
TÜRKİYE KÜRESEL OYUNCULARIN ÇIKARINA ALET OLUYOR
Bu hayvanların verimi düşük olsa bile hastalıklara dayanıklılık ve lezzet çeşitliliği sürdürülebilir. Aksi halde bu ırklar yok oluyor. Örneğin Türkiye'de Sığır ırklarından Kırım, Kafkas, Kıbrıs, kultak, seferhisar, Malakan, Diyarbakır, karacadağ, kalmuk, Eleşkirt, yerli kara, boz step, Dörtyol, güney sarı ve Karaisalı gibi ırklar montofon yada siyah alacayla melezleme yapıldığı için hemen hemen yok oldular. 5 sığır, 8 koyun ve 4 keçi ırkı da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Üretim için olan ırklar yetiştirilse bile bütün ırklar tek bir çeşide dönmemelidir. Verim düşüklüğünden dolayı bir çok üreticinin yerli ırkı melezleme yolunu seçmesini devlet hayvan başına belirli bir ücret ödeyerek önleyebilir. Böylece yerli ırklar korunarak, çeşitlilik sürdürülebilir." (İHA)
2006 yılında çıkarılan ve yürürlükteki 5553 sayılı kanın kadim / atalık /ananevi / eski / fıtrî / tabii tohumlarla ilgili pek çok konuda yasaklar getiriyordu. Genetik yapısıyla oynanıp hibrit adı altında satılan tohumları dayatan ve tabii tohumlara yönelik yasak getiren kanunun değişmesi için CHP, TBMM'ye teklif sundu. Gıda Hareketi olarak tüm siyasi partilere bu teklifi destekleme ve bir an evvel kanunlaştırma çağrısı yapıyoruz.
Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek.
Türkiye’de GDO’lu tohumun üretim ve satışı yasak olmasına rağmen büyük bir skandal ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığının her türlü deneme ve incelemeleri yapılarak satışına izin verilen belgeli tohum da bile GDO tespit edildi.
Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma, günde fazladan 100 mililitre şekerli içeceğin, kansere yakalanma riskini yüzde 18 artırdığını gösterdi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesinde bir grup bilim insanı, deney hayvanlarıyla yaptığı çalışmada, yayık tereyağının 'öğrenmeyi olumlu etkilediğini', 'margarinin ise 'depresyonu tetiklediğini' tespit etti. Kaynak: Bilim adamları margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı ve tereyağını inceledi sonuç şaşırtıcı
Akredite laboratuarda yaptırdığım analiz sonuçlarında aflatoksin içermeyen süt bulamadım. Tamamen önlenebilir bu durum üretici hatası olup, sütü işleyen firmalarla hiçbir ilgisi yoktur.
Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin dünyada bir benzeri daha olmayan Ambalajlı İçme Suları Raporu yayınlandığında başta su firmaları olmak üzere Sağlık Bakanlığı'nın saldırısına maruz kalmıştı. Suç duyurularında bulunulmuş ancak savcılar Gıda Hareketi yetkililerini haklı bulmuştu.
Yorum Yap
Yorumlar